İrlanda « Ülkeler Tarihi
İrlanda'nın ilk yerlileri M.Ö. 6000 yılında Avrupa'dan geldiler. Daha sonra Keltler M.Ö. 400 yılında Gaal'dan gelerek Gal uygarlığını kurdular. St. Patrick 432'de İrlanda'ya Hıristiyanlığı getirdi ve halk yeni dini kabul etti. M.S. 975'ten 1041'e kadar ada Vikinglerin saldırılarına maruz kaldı. 1170 yılında Norm'lar İrlanda'ya geldiler ve 14. yüzyılda ülkenin büyük bir bölümüne hakim olup, Dublin'i kendilerine başşehir yaptılar.
1534 yılında Sekizinci Henry, İngiltere'nin hakimiyetini yeniden kurmak için harekete geçti. Başlangıçta barışçı yollardan yaklaştı ise de, başarılı olamayınca adaya saldırdı. Ayaklanma ve direnmeler çoğalınca daha şiddetli tedbirlere başvurdu. İrlandalılar İngiliz yönetimi karşısında pek çok ayaklanma düzenlediler, fakat başarılı olamadılar. 1801'de İrlanda İngiltere'ye katıldı. İrlanda 1848-1849 yıllarında büyük kıtlığa sahne oldu. Bu sebepten büyük göçler başladı, nüfus 8 milyondan 6,5 milyona indi.
On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede hakim siyasi kuvvet olarak Katolik bir orta sınıf belirdi ve İrlanda'nın bağımsızlık mücadelesini devam ettirdi. Yirminci yüzyıl başlarında Sinn Fein (Yalnız Kendimiz) adıyla Cumhuriyet kurulmasını hedef tutan bir siyasi hareket gelişmeye başladı.
Union devrinin son safhası 1916 da Dublin'de meydana gelen siyasi ayaklanmalarla başladı. Sinn Feinciler Eamon de Valera'nın liderliğinde 1918 parlamento seçimlerini oy çoğunluğuyla kazandılar ama, milletvekilleri Londra'daki Parlamentoya gitmeyerek, toplantılara katılmayı reddettiler. Kendini İrlanda Meclis üyeleri sayarak ihtilalci bir cumhuriyet hükümeti kurdular.
1920'de İngiliz Parlamentosunun çıkardığı İrlanda Hükümeti Kanunu ile biri Belfast'ta diğeri Dublin'de olmak üzere iki İrlanda Parlamentosu meydana getirildi. 1921'de İrlanda-İngiltere Antlaşması ile sonradan İrlanda Cumhuriyeti diye anılacak olan Serbest İrlanda Devletini, İngiliz Milletler Topluluğu içinde yer alan bağımsız bir dominyon olarak tanıdı. Günümüzde karışıklıklar zaman zaman devam etmektedir.
Kıbrıs Meselesi « Türkiye Tarihi
1571 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilen Kıbrıs Adası, 93 Harbi'nde Osmanlıların Ruslara yenilmesi üzerine, Rus Çarlığı'nın ilerlemesine mani olmak ve İngilizlerin desteğini sağlamak amacıyla İngiltere'ye geçici olarak terk edilmiştir.
Osmanlıların I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri yanında girmesini fırsat bilen İngiltere, Ada'yı 5 Kasım 1914'te ilhak ve Lozan'da Türkiye Cumhuriyeti tarafından bu ilhakın tanınmasından sonra, 1925 yılında Ada'nın statüsünü değiştirerek burayı sömürgesi ilan etmiştir. Bu gelişmeleri Kıbrıslı Rumlar Enosis yani Ada'nın Yunanistan'a katılması için bir merhale olarak değerlendirerek el altından faaliyetlere başladılar.
1950'de Kıbrıs Başpiskoposluğuna III. Makarios'un seçilmesi, Ada'da Enosis akımının gelişmesine ve bu yönde faaliyetlerin iyice artmasına yol açmıştır. Rumlar Enosis'i gerçekleştirebilmek için 1955 yılında EOKA tedhiş örgütünü kurarak, Kıbrıs Türklerine karşı faaliyetlere başladılar. Bu baskı karşısında Kıbrıs Türkleri 1957'de Türk Mukavemet Teşkilatını kurmak zorunda kalmışlardır.
Kıbrıs'ta yaşanan olayları yatıştırmak, Ada'da sükuneti sağlamak ve bölgenin statüsünü belirlemek amacı ile 1959 yılı içinde gerçekleştirilen Zürich ve Londra Andlaşmaları'ndan hemen sonra 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Bunun yanısıra Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'ye de Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde garantörlük hakkı verilmiştir. Fakat Kıbrıslı Rumlar bu gelişmeleri de hep Enosis'i gerçekleştirmek için birer aşama olarak değerlendirdiler.
1963-1964 ve 1967 yıllarında Ada'da kanlı olaylar yaşandı ve bir çok Türk acımasızca katledildi. Türkiye'nin faaliyetleri Rumları biraz frenledi ise de durduramadı. Bunun üzerine 28 Aralık 1967'de Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi kuruldu. 1974'de Ada'da Makarios'a karşı gerçekleştirilen darbeden sonra EOKA'cı Nikos Sampson'un öncülüğünde Kıbrıs Helen Cumhuriyeti ilan edildi. Bölgede tekrar hareketlilik baş göstermesi üzerine Türkiye garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekâtı'na başladı.
Soruna diplomasi açısından çözüm getirmek amacı ile yapılan, bir anlamda barış görüşmeleri şeklinde tanımlayabileceğimiz girişimlerden olumlu sonuç çıkmaması üzerine 14 Ağustos 1974 tarihinde II. Barış Harekâtı gerçekleştirildi. Rumların uzlaşmaz tutumlarının devam etmesi karşısında Kıbrıs Türkleri 13 Şubat 1975'de Kıbrıs Türk Federe Devletini kurdular daha sonra ise 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilan ettiler.
Enosis'e kapalı önerilere yanaşmayan Rumların devamlı surette zorluk çıkarması ve her şeyden önemlisi geçmişte yaşanan olaylardan dolayı Türk kesiminin Rum toplumuna güvenmemesi,karşı tarafın geçmişteki suistimallerini de göz önüne alarak Türk tarafının en ufak bir tavize dahi yanaşmaması uzun bir süreden beri bir takım kesintilerle de olsa sürdürülen toplumlararası görüşmelerin sonuçsuz kalmasına yol açmaktadır.
Bu arabuluculuk girişimlerine Birleşmiş Milletler ön ayak olmakla birlikte, söz konusu girişimler çerçevesinde BM'in pek de tarafsız davranmadığı, 26 Kasım 1992'de Butros Gali'nin hazırladığı rapor doğrultusunda alınan 789 sayılı karar ile ortaya çıkmıştır. Bu kararla; Ada'da iki halkı eşit kabul etmeyen; Rum tarafının Ada'da hakimiyetine olanak sağlayan; Türk tarafının tek yanlı toprak vermesini isteyen; Ada'nın ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini 20 yıldır sağlayan TSK'nin Kıbrıs'tan çekilmesini öneren ve buna paralel olarak Türklerin güvenliğini ortadan kaldırmaya yönelik bir tutum sergilenmiştir.
Oysa ki Türk tarafı isteklerini oldukça açık, basit ve net bir şekilde ifade etmektedir. Türk tarafı iki toplumlu, iki kesimli federal çözüm; iki toplum arasında güven ortamını arttırmaya yönelik önlemlerin acele edilmeden, bir oldu-bittiye getirilmeden müzakere yolu ile belirlenmesini; iki taraf arasında itham edici ve siyasi havayı bozacak beyanlardan kaçınılmasını; federal cumhuriyetin askersizleştirilmesini; AB üyeliği konusunda iki tarafın ortak arzu ve iradesiyle hareket edilmesini istemektedir.
Kristof Kolomb « Genel
Cenovalı gemicidir (1451'e doğru-1506). Orta halli bir dokumacının oğlu olan Kristof Kolomb, 1451'e doğru Cenova'da doğdu ve 1476'da Lizbon'a yerleşti. O dönemde Dünya'nın yuvarlak olduğundan artık kimsenin kuşkusu kalmamıştı ve ilk defa Kristof Kolomb, Atlas Okyanusu'ndan geçerek denizden Asya'ya bir yol bulmayı akıl etti: o tarihe kadar hiç kimse, böylesine uçsuz bucaksız denizlere atılmağa cesaret edememişti.
En Büyük Gezi
Portekiz kralı, Kristof Kolomb'un bu tasarısını bir maceraperestlik saydığı için yardımcı olmak istemedi. Sonunda, İspanya'nın Katolik hükümdarları Kastilyalı İzabella ile Aragonlu Ferdinand, ilk seferin üç gemisini sağlayarak Kolomb'un gezisini desteklediler. Bu, tarihin en büyük keşif gezisi oldu, çünkü iki ay süren bir deniz yolculuğundan sonra Amerika kıyıları açıklarında Bahama Adaları'ndan birine ulaşılmasını sağladı (12 Ekim 1492).
Bundan sonra Kolomb, Orta Amerika'ya üç yolculuk daha yaptı (1493'ten 1504'e kadar). Ama sonunda, «Yeni Dünya»nın keşfi, onun açısından, başlangıçtaki tasarılarına oranla tam bir yenilgi oldu: çünkü asıl amacı, onu doğunun zenginliklerine ulaştıracak yeni bir yol bulmaktı.
Karavelalar
İlk sefer için üç gemi donatıldı: Nina, Pinta ve Santa Marie. Bu sonuncusu, Kolomb'un amiral gemisiydi. Daha hızlı olan Pinta başta gidiyordu ve Rodrigo de Triana adında bir gemici, 11 Ekim 1492 günü akşamı ilk defa Amerika kıyılarını görmüş ve «Kara! Kara!» diye bağırmıştı.
Kristof Kolomb'un portresi. İspanya hükümdarları bir sözleşmeyle ona, babadan oğula geçmek üzere «okyanus amirali» unvanı verdiler ve onu, keşfedeceği bütün toprakların genel valiliğine atadılar; bu. seferlerden getireceği altının ve baharatın onda biri de onun olacaktı. Eğer bu sözleşmeye uyulsaydı, Kolomb ve onun mirasçıları, batının en zengin prensleri olurdu. Cenova Deniz Müzesi.
oyunlar