Mondros Ateşkes Antlaşması « Osmanlı Tarihi
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu devletler topluluğu, Birinci Dünya Savaşı'nda yenilince, Osmanlı Devleti de savaştan çekildi. İttihat ve Terakki Partisi Üyeleri, gizlice yurdu terkettiler.
Talat Paşa'nın istifası üzerine iktidara geçen Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, İngilizler aracılığıyla Anlaşma (İtilaf) Devletleri'nden barış istedi. Bahriye Nazırı Rauf Bey'in başkanlığındaki Osmanlı Kurulu ile Anlaşma Devletleri adına İngiliz Amirali Caltrop, Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması, Mebusan Meclisi tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir.
İmzalanma Nedenleri
Almanya'nın yenilmesi: Alman desteği olmadan, Osmanlı Devleti'nin savaşı sürdürecek gücünün olmaması.
Wilson İlkeleri'nin yayınlanması: İngilizlerin hoşgörüsüyle, daha sonra kârlı bir barış antlaşmasının imzalanacağının sanılması.
Padişahın, İngilizlerin yardımıyla saltanatı ve halifeliği korumak istemesi.
Koşulları
İstanbul ve Çanakkale Boğazları açılacak ve bu yerlerdeki askeri üsler, İtilaf Devletleri'nce işgal edilecektir.
Ordu terhis edilecek, orduya ait silahlar, taşıtlar, cephane ve donatım, İtilaf Devletleri'ne teslim edilecektir.
Donanma, İtilaf Devletleri'nin gösterecekleri limanlarda gözaltında tutulacaklardır.
Osmanlı Devleti, müttefikleriyle olan bütün ilişkilerini kesecektir.
Toros tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir.
Bütün haberleşme, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletleri'nin denetimi altında bulundurulacaktır.
İtilaf Devletleri, kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.
Anlaşma imzalandığında, Anadolu dışında bulunan Türk Askerleri, en yakın İtilaf Devleti askeri birliklerine teslim olacaktır.
Vilayet-i Sitte denilen Doğu Anadolu'daki 6 ilde (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis) karışıklık çıktığı takdirde İtilaf Devletleri bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.
Önemi
Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, fiilen sona ermiştir.
Kayıtsız şartsız teslim belgesi özelliği taşıyan bu antlaşma, Osmanlı'nın bütünüyle işgal edilmesine elverişli ortam hazırlamaktaydı.
Boğazların işgali ile Anadolu ve Rumeli bağlantısı kesilecek, İstanbul'un güvenliği de tehlikeye düşecekti. Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona ermiş olacaktır.
Ordunun büyük bir bölümü terhis edilip, silahlarına el konulacaktı. Bu uygulama ile Osmanlı Devleti, savunma gücünden yoksun bırakılacaktı.
7. maddenin uygulanmasıyla, Wilson İlkeleri'ne göre Türklerin denetiminde kalması gereken Anadolu Toprakları da İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir.
24. maddenin uygulanmaya çalışılması sonucunda, doğudaki Ermeniler, bağımsız bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışlardır.
Toros tünellerinin işgali, telgraf, telefon ve telsizin denetim altında tutulması, ülkenin tümüne yönelik işgalin ilk işaretleridir.
Uygulanması
İngilizler; Musul, Antep, Urfa, Maraş, Batum, Kars'ı işgal etmişler, Samsun ve Merzifon'a asker göndermişlerdir.
Fransızlar; Dörtyol, Mersin ve Adana Yöreleri ile Afyon'u işgal ettiler.
İtalyanlar; Antalya, Bodrum, Kuşadası, Marmaris, Konya çevresine asker çıkarmışlardır.
13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri gemileri İstanbul Limanı'na demir attı.
İstanbul fiilen işgal edildi.
Odisseus « Genel
Eski Yunan mitolojisi kahramanı, İthake'nin efsane kralı.
Yunan efsanesine göre Odisseus (Ulyssus), Antikleia ile Laertes'in oğludur ve İthake krallığını babasından miras almıştır. Ona Telemakhos adında bir oğul veren Penelope ile evlendikten sonra Odisseus, Truva'ya karşı savaşa katılır. Şehrin kuşatması sırasında, dev boyutlu tahta bir at yapılmasını o akıl eder, askerleriyle birlikte bu atın içine girer; Truvalılar, bir şeyden kuşkulanmaksızın atı şehre alırlar ve böylelikle Yunanlılara zaferi kendi elleriyle sunmuş olurlar.
Bunun üzerine vatanına dönmek isteyen Odisseus, on yıl sürecek tehlikeli bir yolculuğa başlar (Homeros'un destanı Odisseia'mn konusu işte bu yolculuktur). Hain tek gözlü dev kurnazlıkla, Polyphemos'un tek gölünü patlatır; Sirenaların şarkısına karşı direnir ve yol arkadaşlarını domuz yavrusuna dönüştüren büyücü kadın Kirke'den kaçıp kurtulur. Ünce su perisi Kalypso, sonra da Nausikaa tarafından konuk edilir, sonunda İthake'ye döner; orada krallığına ve karısına göz koyanların hepsini öldürür.
Cesareti ve zekâsıyla yazgısını yenmeyi başaran bu efsane kahramanı, Homeros'tan beri birçok şaire ve ressama esin kaynağı olmuştur.
Venezuela « Ülkeler Tarihi
Venezuela 1498’de Chistophes Colombus (Kristof Kolomp) tarafından keşfedilinceye kadar, ülke nüfusunu Carib yerlileri meydana getiriyordu. İspanyollar için Venezuela’nın fethi, yerlilerin şiddetli mukavemet göstermeleri sebepiyle zor ve yavaş oldu. Ülkede birçok kasaba kuruldu. Caracas 1567’de kurularak 1577’de başşehir oldu.
Venezuela, İspanya İmparatorluğunun nispeten önemsiz bir parçası kabul edildiğinden diğer sömürgelerin idaresine verildi. Önce bugünkü Dominik Cumhuriyeti olan Santo Domingo’ya, sonra Yeni Granada Genel Valiliğine bağlandı. 1776’da ABD’nin bağımsızlığını ilan etmesi ve 1789 Fransız ihtilali, bağımsızlık için bir misal teşkil etti. Napolyon’un, İspanya’ya savaş açması Nisan 1810’da sömürge devrinin sonunu getirdi. Kreollar (ülkede doğan beyazlar) İspanyol yöneticiyi azlederek bir cunta kurdular.
5 Temmuz 1811’de bağımsız konfederasyon ilan edildi. Bu ilan kraliyet kuvvetleri ve Kreollar arasında 10 yıl devam eden bir savaşa sebep oldu. 24 Haziran 1821’de Carababo Muharebesinde İspanya’ya karşı kesin zafer elde edildi. Anlaşmazlık sonucunda 1830’da Venezuela birçok Güney Amerika ülkesini ihtiva eden konfederasyondan ayrılarak bağımsız bir cumhuriyet oldu.
1830’dan 19. yüzyıl sonuna kadar büyük krizler birbirini takip etti. Yirminci yüzyılın büyük bölümünde ülkeyi askeri diktatörler idare etti. Bunlar petrol sanayiini geliştirdiler, birçok sosyal reformlar yaptılar. 1959’dan itibaren ülke demokratik seçimlerle işbaşına gelen hükümetler tarafından idare edilmeye başladı. Essequibo sınır bölgesinde Guyana ile olan anlaşmazlık 1982’de tekrar başladı.
1989’da ikinci kez başkanlığa seçilen Pérez’in açıkladığı ekonomik tedbirler, sokak gösterilerine sebep oldu. Halk yağma işine başlayınca askeri birliklerin müdahalesi üzerine çok sayıda insan öldü. Aralık 1993’te yapılan seçimlerde devlet başkanlığına Rafael Caldera oyların çoğunluğunu alarak seçildi. Rafael Celdera 25 yıldan sonra ikinci defa devlet başkanlığına geldi. 6 Aralık 1993’te göreve başladı.
oyunlar