İznik'in Batı Kapısı « Atatürk'ün Gizemi
Atatürk, 15 Temmuz 1936'da Yalova'dan Bursa'ya geçerken İznik'e uğramıştı. Yanında Celal Bayar, Afet hanım ve daha bazı arkadaşları vardı. Afet hanını İznik'i gezmek için Atatürk'ten izin alır. Atatürk: "Hay, hay... Gidebilirsiniz fakat asıl İznik'i göremeyeceksiniz. Çünkü o toprağın altındadır" der.
Atatürk etrafındakilere sorar: "İznik kaç kapılıdır?" Bir İznikli yanıt verir: "Üç kapısı vardır efendim. Bulunduğumuz yerin doğusundaki kapı, kuzeyindeki Yenişehir kapısı, güneyindeki İstanbul kapısı..."
Atatürk'ün "Peki Batı kapısı nerede?" diye sorması üzerine İznikli öyle bir kapının olmadığını ve böyle bir kapıyı bilmediklerini söyler. Atatürk bir müddet susar.. Ve o konuyla ilgili başka bir söz etmez.. Konu kapanır...
Aradan seneler geçer... Biriken suları İznik Gölü'ne akıtmak için kanal açmaya uğraşan işçiler, suların kendiliğinden boşluk bularak akmaya başladığını görürler... Kazıya devam edilir... Sonunda toprağın altından tam teşkilatlı kurşun bir kapıyı ortaya çıkartırlar... İşte bu kapı Atatürk'ün aradığı ve bahsettiği kapıdır!...
Eski Tunç Çağı « Genel
Tarih öncesi uygarlığın gelişme sürecinde, M.Ö. 3000-2000 yılları arasındaki evredir. Bu döneme, insan topluluklarının maden işçiliği alanında gösterdikleri ilerlemden ötürü Tunç Çağı denmiştir.
İlk kez bu dönemde bakır, kalayla karıştırılmış ve elde edilen yeni alaşım, daha etkili silahların yapımında kullanılmıştır. Bu dönemde insanlar, artık surlarla kuşatılmış kentlerde oturmuşlardır. Evler kerpiçtendir; ancak taş temellidir. Dikdörtgen planlı bu yapılarda, ocaklar, sedirler ve fırınlar yeralmıştır.
Bu dönemin en belirgin özelliklerinden birisi de daha önceki çok renkli seramik geleneğinin bir yana bırakılmış olmasıdır. Seramikler, tek renkli ve az boyalıdır. Bu döneme özgü kırmızı renkli seramiklerde, geometrik desenlere de rastlanır. Kaplar gaga ağızlı, çaydanlıklar emzikli, çömlekler geniş karınlıdır. Kâseler tek, vazolar çift kulpludur.
Bu döneme ait en önemli yerleşim yerlerinden biri Kusura Höyük'tür. Höyük, 1935-1937 yılları arasında Winifred Lamb tarafından kazılmıştır. Burada M.Ö. 3000-1500 yılları arasındaki döneme ait üç kültür katına rastlanmıştır. Höyük'te ana yapı malzemesi kerpiçtir. Ancak yapıların temelinde, taş malzeme de kullanılmıştır. Odalar küçük ve dört köşelidir. Ocaklar ya ayrı yerdedir ya da duvara bitişiktir.
Ölüler, mezarlığa gömülmüştür. Kusura’da mezarlar tek tip değildir. Ölüler, kimi zaman küplere ve taş sandıklara, kimi zaman da çömleklere konulmuştur. Mezarlara, vazo ve çanak-çömlek dışında başka bir eşya konmamıştır.
Ermeni Sorunu « Türkiye Tarihi
1878 Berlin Antlaşması'ndan sonra İngiltere ve Rusya'nın çıkarları doğrultusunda, Ermeni ayaklanmaları başladı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ruslar, ülkelerinden getirdikleri Ermeni birliklerini Doğu Anadolu'da kullandılar. Osmanlı Devleti'nde yaşayan Ermeniler de Rusların yanında yer almıştır.
Doğu Anadolu'nun savunmasını zorlaştırdıkları için hükümet 1915 Tehcir Yasası ile, orada yaşayan Ermenileri bir başka yere göç ettirdi. Ermeniler, Suriye ve Lübnan'a yerleştiler. Göç ettirilen Ermenilerin bir bölümü savaş hali, salgın hastalık ve asayişsizlik nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu olay, Ermeniler tarafından günümüze kadar kullanılmıştır.
Wilson İlkeleri'nden hareketle Batılı devletler, ABD'nin mandasında Doğu Anadolu'da bir Ermenistan devletinin kurulmasını kararlaştırmışlardı. Amerikan Senatosu'nun Ermenilerin Doğu Anadolu'da çoğunlukta bulunup bulunmadığını incelemek üzere gönderdiği General Harbord'un araştırması sonucunda, Ermenilerin azınlıkta olduğu ortaya çıktı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında yayınlanan Wilson İlkeleri'yle ilk defa bağımsız bir Ermeni devletinden söz ediliyordu. Sevr Antlaşması'nda Doğu Anadolu'da Ermeni devleti kurulması maddesi yer almıştır.
Ermenistan İle Savaş
TBMM açılmadan önce Mustafa Kemal ile Kâzım Karabekir, Ermeni saldırısını önlemek için gerekli tedbirleri alıyorlardı. TBMM açıldıktan sonra ise Ermenistan saldırıları arttı. 1920 Haziranı'nda TBMM doğu cephesini kurdu. Komutanlığına da Kâzım Karabekir getirildi. Böylece:
Ermeniler durdurularak Doğu Anadolu'dan atıldı.
Batı Kuvay-i Milliye birlikleri Yunanlıların önünden çekildi.
Ermeniler, 1920 Kasım ayı sonunda TBMM'ye barış için başvurdular.
2-3 Aralık 1920'de Ermenilerle Gümrü Barışı imzalanmıştır.
Barışa göre; Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı tanıdı. Kars ve çevresi Türklere verildi. Ermenistan Cumhuriyeti, Sevr Barışı'nı geçersiz saydığını belirtiyordu. TBMM, Doğu Anadolu'da yaşayıp da oradan göç eden Ermenilerin diledikleri takdirde 3 yıl içinde geri gelip eski yerlerine yerleşebileceklerini kabul ediyordu. Ermeniler, Türkiye'ye karşı düşmanca davranamayacaklardı. Buna karşılık TBMM Hükümeti, Ermenistan'a diledikleri takdirde askeri ve siyasal yardım yapacaktı.
Ermenistan'a karşı kazanılan bu zafer, TBMM'nin hem askeri hem de siyasal ilk başarısıdır. Sonuçta:
TBMM Hükümeti, doğuda savaşı yürütmüş ve kazanmıştır. TBMM'nin varlığını kabul etmeyen Ermenistan, bu tutumunu değiştirmiştir.
Sevr Barışı'nı tanımadıklarını belirten Ermeniler, kendilerine verilmesini istedikleri Türk toprakları iddialarından vazgeçmişlerdir.
TBMM, içte ve dışta büyük saygınlık ve güç kazanmış, Doğu Cephesi kapanmış buradaki güçler Batı cephesine kaydırılmıştır.
TBMM, Gümrü Barışı ile uluslararası varlığını ilk kez kanıtlamış, TBMM ile kurulan devletin varlığını daha da pekiştirmiştir.
Anlaşma metninde "Osmanlı Devleti" adı hiç geçmemekte, TBMM'nin kurduğu devlet "Türkiye" adıyla belirtilmektedir.
Doğu Cephesi'nin kapanması, İç Anadolu'da ayaklanmalarla, Batı Anadolu'da Yunanlılarla, Güney'de Fransızlarla çarpışan birlikleri rahatlatmıştır.
Gümrü Barışı'ndan sonra Gürcistan ile de antlaşma yapıldı. Gürcistan'ın Mondros'tan sonra işgal ettiği Ardahan ve Artvin geri alındı. (23 Şubat 1921) Birkaç hafta sonra Batum da kazanıldı. Ancak Batum, sonradan Rusya'ya bırakılacaktır.
oyunlar