Darphane « Osmanlı Tarihi
Ortadoğu ve Anadolu'ya yerleşen Türklerin 9. yüzyıldan itibaren kurdukları irili, ufaklı devlet ve beyliklerin çeşitli kasabalarında, madeni para basılmış ve para basılan mahallelere "Darphane" denilmişti. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşuna kadar belirli ve devamlı bir darphane yeri mevcut olmamıştır.
Bu nedenle, İstanbul'un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından Beyazıt Camii civarında kuruşan Darphane, Türk Darphanesi'nin kuruluşuna başlangıç sayılmıştır.
İlk kuruluşun kesin tarihini veren bir belge mevcut olmadığından, Fatih'in burada kendi adına bastırdığı ilk Türk Altını'nın tarihi olan 1467 yılının da Türk Darphanesi'nin ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilebilir.
Bu ilk kuruluş genişletilerek, 1596 yılında Beyazıt'ta Simkeşhane isimli hana taşınmış ve ilk muntazam şeklini almıştır. İstanbul'un fethinden sonra hızla genişleyen imparatorluğun para ihtiyacını karşılamak için mevcutlara ek olarak çeşitli mahallelerde geçici darphaneler kurulmuştur.
Sayısı 40'ı bulan bu darphanelerin başlıcalarının faaliyette bulunduğu yerler; Bursa, Edirne, Amasya, Erzurum, Konya, İzmir, Serez, Sofya, Şam, Bağdat, Tiflis, Mısır, Tunus ve Cezayir'dir. Ancak İstanbul'daki darphanen, devletin ana darphanesi olma özelliğini devam ettirmiş ve 1843 yılında diğer darphanelerin faaliyetine son verilerek, bu tarihten sonra yalnız İstanbul'daki darphanede para basılmıştır.
Topkapı Sarayı içindeki eski darphane binası, Sultan 3. Ahmet zamanına rastlamaktadır. 1723 yılında Simkeşhane'den Topkapı Sarayı sahası içinde faaliyete geçirilen darphane, 1832 yılında yeni atelyelerin inşa ve ilavesiyle genişletilmiş ve ayrıca darphane bahçesinde hünkar dairesi yapılmıştır.
8 Temmuz 1967 tarihinde şimdiki yerinde (Yıldız-Beşiktaş) açılışı yapılan üçüncü kuruluş projeleri üzerindeki ön çalışmalar, 1953 yılına kadar uzanmaktadır. O yıllarda, madeni para taleplerindeki artışların sonraki yıllarda daha da yükseleceği düşünülerek, yeni binanın inşaası, yeni makineler satın alınması kararlaştırılmıştır.
Yeni darphane binasının inşaasına, 1961 yılı ortalarında başlanmış, bu arada yeni makineler de satın alınarak 1967 yılında hizmete girmiştir.
Tarihçelere göre Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk üç devlet iktisadi kuruluşu olarak; savaş toplarını döken Tophane, savaş gemilerini yapan Tersane, Hazine için gerekli paraları basan Darphane gösterilir.
Tarihsel ve geleneksek önemle bu ölçüde değerli tutulmuş Darphane Müdürlüğü, 1845 yılından itibaren "evrak-sahihe" ye damga vurmak amacıyla kurulan Matbaa Müdürlüğü ile 1933 yılında birleştirilmiştir.
Kırkpınar Güreşleri « Osmanlı Tarihi
Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin doğuşuna ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan en yaygın olanı kısaca şöyledir: 1346 yılında Orhan Gazi’nin Rumeli’yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa, 40 askerle Bizanslılara ait Domuzhisar’ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Diğer hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan’ın topraklarında kalan Samona’da mola verirler.
40 cengaver, burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür. Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy Çayırı'nda aynı çift, yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler.
Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler. Arkadaşları onları, aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk, orada yatanların anısına o yöreye, "Kırkpınar" adını verirler.
Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sonunda Kırkpınar Güreşleri, Edirne ile Mustafapaşa yolu arasındaki "Virantekke" denilen yerde düzenlenmiştir. Cumhuriyet’ten sonra 1924 yılında ise güreşler, Edirne’nin Sarayiçi Mevkii'nde yapılmaya başlanmıştır.
Kırkpınar Güreşleri, 1928 yılına kadar ağaları tarafından düzenlenmiştir. Güreşlerdeki ödülleri ve misafirlerin ağırlanmasını hep ağalar karşılamıştır. Ancak 1928 yılında ülkede meydana gelen ekonomik sıkıntılar nedeniyle ağalığa talip çıkmayınca, güreşlerin organize ve gelenleri ağırlama işi Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından üstlenilmiştir. 1946 yılında ise Tarihi Kırkpınar Güreşleri, Edirne Belediyesi’nce düzenlenmeye başlanmıştır.
Pehlivan
Pehlivan sözcüğü, Farsça'dır. Selçuklular zamanında, kahramanlık gösteren savaşçılara, üstün başarı kazanan atıcı, güreşçi, gürzcülere Pehlivan denildiği bilinir. Pehlivan deneyiminin bu anlamda kullanılışı Sultan II. Mahmut döneminin sonuna kadar sürmüştür.
Nekropol « Frigya Uygarlığı
Kentin nekropolünde yapılan kazılarda ön yüzleri kapı şeklinde olan Geç Roma mezarlarının güzel örnekleri bulunmuştur. Nekropol seramiğini inceleyen İnci Bayburtoğlu'na göre halen Ballıhisar'daki yerel bir depoda korunan mezar taşları MS. 3. ya da 4. yy'a tarihlenebilir. Bunların içinde en önemlisi üzerinde bir aslan heykelinin yer aldığı steldir.
Belçikalı arkeologlar Pessinus'un sığ vadisinde yapılmış geniş ve olasılıkla uzun bir kanalı da ortaya çıkarmışlardır. Bu kanalın her iki yanı basamaklıdır ve söz konusu basamaklar yazın kanaldaki su düzeyi aşağı indiğinde vatandaşlara kolaylık sağlıyordu. Bundan başka kanalın kuzey ucundan Roma çağında varolan derenin suyunu düzenleyen kapatma sistemini de Belçikalı arkeologlar bulmuşlardır.
oyunlar