Tarih

Vasvar Antlaşması « Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemine girmeden önce Avusturyalılarla iyi koşullarda yapmış olduğu barış antlaşmasıdır. Avusturya'nın Erdel üzerindeki baskılarının artması üzerine Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında görüşmeler yapılmış fakat bu görüşmelerden bir sonuç alınamamıştır. Bunun üzerine Osmanlı ordusu Avusturya'nın doğusunda bulunan kale ve kasabaları ele geçirmesi üzerine Avusturya barış istemek zorunda kalmıştır.

Görüşmelerden sonra bir protokol hazırlandı ve padişahın ve Avusturya İmparatoru'nun karşılıklı imzalaması koşuluyla 10 Ağustos 1664 'de iki devlet arasında Vasvar Antlaşması yapıldı. Antlaşmaya göre:

Avusturyalılar Erdel'de işgal ettikleri alanları boşaltacaklar
Her iki ülkenin askerleri aynı anda Erdel'den çekilecek
Osmanlı himayesindeki Erdel Beyi yerinde kalacak ve Osmanlılara vergi verecek
Serinvar Kalesi ile diğer palangalar tekrar yapılmamak üzere Avusturya'ya bırakılacaktı.

Preveze Deniz Savaşı « Osmanlı Tarihi

Türk tarihinin en büyük deniz savaşı (1538).

Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Mohaç Zaferi'nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç'ta bütün birleşik Avrupa ordularını yendiği gibi, Türk donanması da birleşik Avrupa donanmasını Preveze'de yenilgiye uğratmıştır.

SAVAŞ HAZIRLIĞI

Akdeniz'in bir Türk gölü haline gelmesi Avrupa devletlerini telâşa düşürmüştü. Karl V çok büyük bir donanma hazırladı. Bütün Avrupa devletleri hazırlanan Haçlı donanmasına gemi ve askerle katıldı. Donanmanın başına da Venedikli kumandan Andrea Doria getirildi. Haçlı donanmasında 600 gemi, 3000 kadar top, 60000 asker vardı.

Türk donanması 122 parça gemiden oluşuyordu. Donanmaya kaptanı-derya (büyük amiral) Barbaros Hayrettin Paşa komuta ediyordu. Yanında oğlu Hasan Reis, sağ kanatta Salih Reis, sol kanatta Şeydi Ali Reis, yedekte Turgut Reis bulunuyordu. Türk donanması Haçlı donanmasından beş kat daha az olmasına karşılık manevra ve ateş üstünlüğü vardı.

İki donanma Yunan Denizi'nde, Preveze açıklarında karşılaştığı zaman amiral Andrea Doria, sayıca az olan Türk donanmasının hemen saldırıya geçeceğini aklına bile getirmedi. Çünkü orada Barbaros'un emrinde bulunan donanma Akdeniz'deki Türk donanmasının tamamı değildi. Onun bütün donanmayı biraraya getirdikten sonra savaşa girebileceğini düşündü. Ama yanılmıştı. Barbaros düşman donanmasını görür görmez saldırıya geçti.

Yarma ve çevirme hareketleriyle düşmanı şaşkına döndürerek birkaç saat içinde düşman donanmasının yarısından çoğunu top ateşiyle batırdı. Öteki yarısı gece karanlığından yararlanarak fenerlerini söndürüp kaçtı. Böylece Akdeniz'de Türk egemenliği perçinlenmiş ve Barbaros'un en büyük deniz komutanı olduğu bir kere daha kabul edilmişti.

Büyük zafer, o sırada seferde bulunan Kanunî'ye, Barbaros'un oğlu Hasan Reis tarafından müjdelendi ve savaşın ayrıntıları anlatıldı. Kanunî, bütün imparatorlukta şenlik yapılmasını emretti. Preveze Zaferi bugün de Türk denizcilik günü olarak kutlanır.

Rüyasında Gördüğü Zafer « Atatürk'ün Gizemi

Bu inanılmaz olay, yıllar önce Mustafa Kemal'in görmüş olduğu kehanet özelliği taşıyan bir "haberci rüya"nın ayniyle gerçekleşmesidir. Atatürk görmüş olduğu bu rüyayı Dr. Reşit Galip beye anlatır: "Rüyamda bana 'Paşam, İnönü'den ne haber?' diye sordunuz. Ben de: 'Vaziyet kritiktir' cevabını verdim. Kritik nedir? Anlamadım ki dediniz. Bunun cevabını 15 dakikaya kadar size veririm diyerek odama çekildim."

Mustafa Kemal bu rüyasını Dr. Reşit Galip Bey'e anlattığı zaman düşman henüz saldırılarına başlamadığı gibi, İnönü Mevkii de önem kazanmamıştı. Aradan çok uzun zaman geçti. Düşman ile yapılan ilk savaş olan Birinci İnönü Savaşı kazanılmıştı. Bunu İkinci İnönü Savaşı izledi...

Henüz bu ikinci savaşın neticesinin alınmadığı tehlikeli günlerden biriydi... Mustafa Kemal'in arabası Millet Meclisi'nin önünde durduğunda; O'nun yanına telaş ve endişe içinde koşan Dr. Reşit Galip bey sorar:

"Paşam, İnönü'den ne haber?"
"Vaziyet kritiktir."
"Kritik nedir? Anlamadım ki"

Mustafa Kemal: "Sana bunun cevabım 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra, gülümser... "Hani Ankara'ya geldikten sonra ben bir rüya görmüştüm. Hatırladınız mı?"

Dr. Reşit Galip bey biraz düşündükten sonra rüyayı anlatır. Bunun üzerine Mustafa Kemal tekrar gülümseyerek: "İşte, rüya aynen gerçekleşmektedir... Ben İsmet'i tanırım. Göreceksin 15 dakikaya kadar varmadan muzafferiyet haberini alacağız!..."

Mustafa Kemal Millet Meclisi'ndeki odasına çekilir. Gerçekten de 15 dakika geçmeden. Garp Cephesi Komutanı İsmet imzalı bir telgraf gelmiş ve İkinci İnönü Savaşı'nın zaferle sonuçlandığı öğrenilmiştir...

oyunlar