1900-1920 Kronolojisi « 20. Yüzyıl Tarihi
1900
İngiliz arkeolog Arthur John Evans'ın Girit Adası'nda başlattığı kazılarda, Ege'deki en eski uygarlık olan Minos'un başkentindeki Knossos Sarayı bulundu.
Petrol gazıyla çalışan hafif motorun kaşifi Alman mühendis Gottlieb Daimler öldü.
Tarihe, Boxer Ayaklanması olarak geçen, Çin'deki bütün yabancıları ülkeden çıkarmayı amaçlayan ve devletçe de desteklenen köylü ayaklanması başladı. Elçiler, aileleri, elçilik görevlileri ve yüzlerce Hıristiyan, elçilik binaları ve Pekin'deki Katolik Katedrali'nde mahsur kaldı. Ayaklanma, 7 Eylül 1901'de sona erdi.
Kont Zeppelin tarafından yapılan ilk güdümlü zeplin uçtu.
Dünya'nın ilk metrosu Paris'te hizmete girdi.
Alman filozof Friedrich Nietzsche öldü.
1901
İtalyan kaşif Gugliemo Marconi, telsiz-telgraf sistemini geliştirdi ve Atlantik çevresinde mesaj yollamayı başardı.
İngiltere Kraliçesi Victoria öldü.
ABD'nin 25. Başkanı William McKinley, Leon Czolgosz adlı bir terörist tarafından öldürüldü.
İsveç Kralı ve Norveç Parlamentosu Nobel Komitesi, ilk Nobel Ödüllerini dağıttı. Kızılhaç'ın kurucusu İsviçreli Henri Dunant'a Nobel Barış Ödülü verildi.
X ışınlarını keşfeden ve tıp dünyasında yeni bir çığır açan Alman fizikçi Wilhelm Conrad Rontgen, Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü.
1902
İngiltere İmparatorluğu'nun kurucularından Cecil Rhodes öldü.
Martinik'te Pele Yanardağı patladı: 30 bin kişi öldü.
İrlanda Bağımsızlık Hareketi ''Sinn Fein''kuruldu.
Ünlü Fransız yazar Emile Zola öldü.
1903
Amerikalı W. Read, sarı humma virüsünü buldu.
Aleksandr Pavlov, şartlı refleks çalışmalarını tanıttı. Bu araştırma ''Pavlov'un köpeği''örneğiyle özdeşleşti.
Bisikletle, ilk Fransa turu atıldı.
Uranyumun radyoaktivite etkisi bulundu.
Henri Becquerel, Pierre Curie ve eşi Marie Curie-Sklodowska Nobel Fizik Ödüllerini aldılar.
Modern havacılığın başlangıcı. ABD'de Orville ve Wilbur Wright kardeşler, ilk kez motorlu bir uçak uçurdular.
1904
Japonya, Rusya'ya savaş ilan etti.
İngiliz kâşif Henry Morton Stanley öldü.
Transsibirya demiryolu hattı (8.314 km) tamamlandı.
Siyonizm Hareketi'nin kurucusu Theodor Herzl öldü.
Rus yazar Anton Pavloviç Çehov öldü.
1905
Jules Vernes, 77 yaşında öldü.
Ortak bir anlaşmayla Norveç'in 500 yıllık İsveç'le olan birliğini bozan Karlstad Antlaşması imzalandı.
Potemkin zırhlı gemisinde ayaklanma çıktı.
1906
İlk çizgi film ''Humorous Phases of Funny Faces'', Amerikalı Blackton tarafından yapıldı.
San Francisco'da deprem: 1000 kişi öldü.
Ressam Paul Cezanne öldü.
1907
Pablo Picasso'nun ''Demoiselles d'Avignon''isimli tablosu, kübizm akımını başlattı.
Baden-Powell, izci hareketini kurdu.
1908
İlk kez siyah bir boksör Jack Johnson, dünya şampiyonluk ünvanını kazandı.
Henri Farman ve Leon Delagrange, ilk kez bir yolcu uçağını uçurdular.
Sigmund Freud ile psikanaliz üzerine ilk uluslararası kongre düzenlendi.
İlk Ford model T otomobil, piyasaya çıkarıldı.
1878'den bu yana Bosna-Hersek'i işgal altında tutan Avusturya-Macaristan, bu toprakları ilhak etmesi için Sırbistan'a baskı yaptı.
Sicilya'da Messine Kenti'nde meydana gelen depremde 84 bin kişi öldü.
1909
Alman Ehrlich ve Japon Hata'nın, ilk kimyasal ilaç olan arsenobenzeni bulmalarının ardından, kemoterapi tedavisi uygulanmaya başladı.
Detroit'te Ford, zincirleme çalışma yöntemini başlattı.
Brighton'da halka açık ilk renkli film gösterimi yapıldı.
Amerikalı Robert-Edwin Peary, Mattew Henson ve 4 eskimo ile birlikte Kuzey Kutbu'nu fethetti. Frederick Cook, Kutup'a ilk ulaşanın kendisi olduğunu iddia etti.
Manş Denizi'ni uçakla ilk kez Fransız Louis Bleriot geçti.
1910
Pancho Villa ve Emiliano Zapata'nın Meksika Devrimi başladı.
Vassily Kandinsky'nin bir suluboya resmi soyut sanatı başlattı.
Japonya, Kore'yi ilhak etti.
Portekiz Cumhuriyeti ilan edildi. Kral 2. Emmanuel, sürgün edildi.
Leon Tolstoy öldü.
1911
Büyük romantizm geleneğine bağlı son kompozitör Gustav Mahler öldü.
Çin Devrimi başladı.
Güney Kutbu'na ilk defa Norveçli Roald Amundsen gitti.
Şangay'da Çin Cumhuriyeti ilan edildi. Sun Yat-Sen, cumhurbaşkanı seçildi.
1912
Çin'in son imparatoru Pu Yi, 6 yaşında tahttan indi.
Fas Sultanı Mulay Hafid, ülkesinin Fransa himayesine girmesine ilişkin anlaşmayı imzaladı.
Titanic, Newfoundland açıklarında battı: 1.517 kişi öldü.
1913
New-York ile Berlin arasında ilk kıtalararası telefon görüşmesi yapıldı.
1. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Londra Antlaşması imzalandı: Osmanlı İmparatorluğu, Yunanistan, Bulgaristan ve Mora'ya, Ege'deki Girit Adası'nı ve Avrupa'daki topraklarını bıraktı.
Bulgaristan; Sırbistan, Yunanistan ve Romanya'ya karşı, Osmanlı'nın bıraktığı toprakların paylaşımı yüzünden 2. Balkan Savaşı'nı başlattı.
2. Balkan Savaşı sona erdi. Bulgaristan yenik düştü. 10 Ağustos'ta imzalanan Bükreş Antlaşması'yla Bulgaristan, Sırbistan'a ve Yunanistan'a Makedonya'yı bıraktı. Romanya, Güney Dobruca Bölgesi'ni ilhak etti.
Güney Afrika'da ırk ayrımcılığı yapılan ilk yasalar çıktı.
1914
Charlie Chaplin, ilk filminde rol aldı. (Making a living).
İngiliz bilim adamı Archibald Low, televizyonun atası olarak kabul edilen, uzaktan görüntüleri aktaran bir makina geliştirdi.
Saraybosna'da Arşidük François-Ferdinand'ın öldürülmesi 1. Dünya Savaşı'nı başlattı. Savaştan bir ay sonra, Avusturya-Macaristan, Sırbistan'a savaş ilan etti.
Fransız sosyalist ve siyaset adamı Jean Jaures öldürüldü.
Almanya, önce Rusya'ya daha sonra da Fransa'ya savaş ilan etti.
Alman birlikleri Belçika'yı geçip Fransa'ya girdiler.
Avusturya egemenliğindeki Polonya topraklarında Jozef Pilsudski'nin oluşturduğu Polonya birlikleri, Rus sınırını geçtiler: Polonya bağımsızlık mücadelesi başladı.
Japonya, Almanya'ya savaş ilan etti.
1915
Çanakkale Savaşı'nda, müttefikler yenilgiye uğradı.
İtalya'nın Avezzano Kenti'nde deprem: 29.980 kişi öldü.
Almanlar, Langemarck ve Ypres arasındaki batı cephesinde, Fransız ve Kanadalı askerlere ilk zehirli gaz saldırısında bulundu.
İngiliz yolcu gemisi Lusitania, İslanda Adası açıklarında battı: 1.198 kişi kayboldu.
İtalya, Müttefikler'in yanında savaşa katıldı.
Ruslar, Almanlara yenildiler (Tarnov, Gorlice Savaşları).
1916
Albert Einstein'in İzafiyet Teorisi Kuramı yayınlandı.
Avusturyalı Sigmund Freud, ''psikanalize giriş''yaptı.
18 Aralık'a kadar sürecek Verdun Savaşı başladı. 500 bin Alman ve Fransız öldü.
Sykes-Picot Antlaşmaları imzalandı: İngilizler ve Fransızlar Ortadoğu'yu paylaştılar.
Almanya, Portekiz'e savaş ilan etti.
''Kanlı Paskalya'': Dublin'de İrlandalı cumhuriyetçilerin ayaklanması ve İngiliz Ordusu'nun bunu bastırmasıyla, İngiliz-İrlanda savaşı yeniden başladı. Ayaklanma, 1921'de Güney İrlanda'nın bağımsızlığını elde etmesi ve Ada'nın bölünmesiyle sonuçlandı.
Son Avusturya-Macaristan İmparatoru I. François-Joseph öldü.
Rusya'da ''Şeytan'ın Oğlu''olarak nitelendirilen Rasputin adlı papaz öldürüldü.
1917
Rus Devrimi başladı.
ABD, Almanya'ya savaş ilan etti.
Portekiz'de (Fatima'da) 3 çocuk, Meryem Ana'yı gördüklerini iddia ettiler.
Çin, Almanya'ya savaş ilan etti.
Edgar Degas, 83 yaşında öldü.
Almanlar yararına casusluk yapmakla suçlanan Hollandalı dansöz Mata-Hari, Fransa'da öldürüldü.
İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, siyonist liderlere, Filistin'de ''Bir Ulusal Yahudi Merkezi''kurulması için söz verdi.
Rusya'da, Çarlık Dönemi'ne son verildi.
Heykeltraş Auguste Rodin, 77 yaşında öldü.
Finlandiya, bağımsızlığını ilan etti.
Kanada'nın Nova Scotia Eyaleti'ndeki Halifax Limanı'nda, Fransız Mont-Blanc kargo gemisinde patlama oldu: 2 bin kişi öldü.
İngilizler, Kudüs'ü işgal etti.
1918
ABD Başkanı Wilson, adil ve uzun süreli barışa temel oluşturacak bir belge olarak On Dört Madde'yi yayınladı.
Rusya, Çarlar tarafından yabancı ülkelerden alınan borçları geçersiz kıldıklarını açıkladı.
56 yaşındaki besteci Claude Debussy öldü.
Son Rus Çarı Nicolas II ve ailesi, Sibirya'da öldürüldü.
İspanyol Gribi adı verilen bir virüs dünyaya yayıldı, 8 ay içinde 20 milyon insan öldü.
1. Dünya Savaşı, İhtilaf Devletlerinin zaferiyle sona erdi.
Polonya, 223 yıl boyunca Rusya, Prusya ve Avusturya işgalinde kaldıktan sonra bağımsızlığına kavuştu.
1919
Berlin'de, Spartacus Ayaklanması, başarısızlığa uğradı.
Paris Barış Konferansı başladı.
Paris-Londra hattında ilk ticari uçuş yapıldı.
Benito Mussolini, İtalyan faşist hareketini başlattı.
Milletler Cemiyeti, Cenevre'de kuruldu.
Mustafa Kemal, Samsun'a giderek, Kurtuluş Savaşı'nın ilk meşalesini yaktı.
İki İngiliz pilot John William Alcook ve Arthur Brown, mola vermeksizin ilk defa Atlantik Okyanusu'nu aştılar.
Almanya ve İhtilaf Devletleri arasında Versay Antlaşması imzalandı. Antlaşma, Avusturya Arşidükü'nün bir Sırp genci tarafından öldürülmesi ve 1. Dünya Savaşı'nın başlamasından tam 5 yıl sonra imzalandı.
Auguste Renoir öldü.
1920
ABD'de, kadınlara oy hakkı verildi.
Avusturyalı zooloji bilgini Karl von Frisch, arıların çeşitli tat ve kokuları ayırdedebilecek şekilde eğitilebileceğini gösterdi.
Kurtuluş Savaşı'nda, Yunan Orduları, Mustafa Kemal Paşa'nın denetimindeki birlikler karşısında bozguna uğradı.
ABD'de alkollü içkiler yasaklandı.
İtalyan ressam ve heykeltraş Amedeo Modigliani 36 yaşında, Paris'te öldü.
Mahatma Gandhi, Hindistan'da sivil itaatsizlik hareketini başlattı.
Hitler, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ni (Nazi Partisi) kurdu.
Osmanlı ve İhtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalandı, Osmanlı İmparatorluğu parçalandı.
Çin'in Kan-sou Bölgesi'nde deprem oldu, 180 bin kişi öldü.
Londra'da Lordlar Kamarası, Serbest İrlanda Devleti'nin kurulmasını onayladı.
Cemal Gürsel « Türkiye Tarihi
Türkiye'nin 4. Cumhurbaşkanı olan Gürsel, 27 Mayıs 1960 ile 28 Mart 1966 tarihleri arasında görev yaptı. 1895 yılında Erzurum'da doğdu. İlk öğrenimini Ordu'da yapan Gürsel, öğrenimini Erzincan ve İstanbul'da, askeri öğrenci olarak sürdürdü.
1915-1917 yıllarında, topçu subayı olarak Çanakkale Savaşlarına katıldı. Filistin ve Suriye Cephesi'nde bulundu. Kurtuluş Savaşı'nın Batı Cephesi'ndeki bütün savaşlarına katıldı.
1929 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi. 1946 yılından itibaren orgenerallik rütbesi dahil, çeşitli general rütbelerinde hizmet yaptı. 1958 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Bütün bu görevleri sırasında, meslekî bilgi ve karakteri ile ordunun ve halkın sevgisini ve güvenini kazandı.
27 Mayıs 1960 Harekâtı'nın lideri olarak kabul edildi. Yeniden demokratik düzene dönülmesinde ve 1961 Anayasası'nın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Kamuoyuna sunulan ve kabul edilen bu anayasa gereğince, 10 Ekim 1961 tarihinde yapılan seçimlerden sonra oluşturulan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Türkiye'nin 4. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
1966 yılında başlayan rahatsızlığının devamı ve görevini engellemesi üzerine, Anayasa uyarınca, cumhurbaşkanlığı görevi sona erdi. 14 Eylül 1966 tarihinde vefat etti.
İskenderiye « Medeniyetler Tarihi
Amatör dalgıçların yıllardır bildikleri, sık sık dalış yaptıkları bir bölgeydi... Limanın birkaç kilometre açığında ve sadece 8 metre derinlikte gördüklerine de bir isim takmışlardı: "Kaya Ormanı"... Binlerce dev granit taştan, sütun parçalarından, sfenks heykellerinden ve mini dikilitaşlardan söz ediyorlardı, ama kimse onları ciddiye almıyordu. Ta ki, 1962 yılında, içlerinde birkaç arkeologun da bulunduğu bir grup profesyonelin dalışına kadar...
Onlar gözlerine inanamamışlardı; suyun dibinde bir tarih yatıyordu. Ancak, hemen önlem alınması gerekiyordu. Bazı parçalar yavaş yavaş kuma gömülmeye başlamıştı bile... Ayrıca kalıntılar oldukça sığ bir bölgede bulunduğu için, dalgaların sürtünmesi kayaları aşındırıyordu.
Mısır hükümeti, ilk önlem olarak binlerce metreküp çimento bloku dökerek bölgeyi küçük bir limana dönüştürdü ve böylece dalgaların etkisini ortadan kaldırdı. Oysa, tam 22 yıl sonra suyun dibindekiler çıkartılmaya başlandığında, ekibi bir başka sürpriz bekliyordu. Dalgıçlar biraz daha derinlerde, kiloları 10 ile 75 ton arasında değişen pembe granitten dev bloklara rastlamışlardı. Çalışmaları denetleyen İskenderiye Araştırmaları Merkezi müdürü Jean Yves Empereur ve ünlü bir mısır bilimci olan Jean Pierre Corteggiani'ye göre, bu dev granit bloklar dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri'ne aitti.
Şimdiye kadar bu bölgeden çıkarılan parça sayısı 34... Araştırmayı yürüten Fransız bilim adamları, denizin dibinde daha böyle en az 2000 parça olduğunu ileri sürüyorlar. Ancak bölgedeki tüm parçaların İskenderiye Feneri'ne ait olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları söz konusu...
Bir grup arkeolog, bu iki bin parçanın büyük bir çoğunluğunun Fener'e ait olduğunu iddia ederken, Jean Yves Empereur, bu 2000 parçadan sadece 20 tanesinin Fener'in orijinal parçası olabileceğini söylüyor. Örneğin geçen Ekim-Kasım aylarında çıkarılan ve şu sırada müzede saklanan 12 ton ağırlığındaki başsız insan heykelinin (torso) Fener'e ait olduğu kesin.,. Yine denizden çıkarılan bir sfenksin ise, Fener'in sağında ve solunda bulunan iki ünlü sfenksten biri olduğu tahmin ediliyor.
Çıkarılan bu parçaların İskenderiye Feneri'yle hiçbir ilgisi olmadığını iddia edenler de var. Eski Mısır uzmanı, Mısırlı bilimadamı Abdül Halim Nureddin, denizin dibinde bulunan blok granit kayalarının Fener'e ait olmadığını ileri sürüyor. Ona göre, bu blok granit parçaları liman savunmasının bir unsuruydu. Limana saldıran gemilerin çarpıp batmaları için, 8 metre gibi bir derinliğe özellikle konulmuştu.
Abdül Halim Nureddin iddiasını şöyle destekliyor: Bir kere, bugüne kadar yapılan sualtı kazılarında üzerinde Yunanca yazı bulunan tek bir kaya ya da heykel parçasına rastlanmış değil... İkinci olarak, denizin dibinde bulunan dev granit blokları pembe granitten... Oysa tarihçiler, Fener'in renginin beyaz olduğunu yazıyorlar. Bu da, yapımında beyaz taşların ya da beyaz mermerin kullanıldığını gösteriyor.
İster İskenderiye Feneri'ne ait olsun ister olmasın, şu ana kadar denizin dibinden çıkarılanlar her açıdan tarihi bir öneme sahip... 12 ton ağırlığındaki, Tanrı Osiris giysileri içindeki II. Ptoleme heykeli başlı başına bir tarihi belge... Firavun L Seti dönemine ait bir dikilitaş, Firavun II. Ramses dönemine ait bir sfenks de az şey değil... Çıkarılan malzemenin çeşitliliği ve farklı dönemlere ait olması kuşkusuz kafaları biraz karıştırıyor. Bu gerçeği araştırmaları sürdüren Fransız ekip de kabul ediyor.
İskenderiye sualtı kazıları, şu anda iki Fransız şirketi tarafından finanse ediliyor. Ne var ki, bu iki şirketin 340 bin doları bulan katkısı daha kapsamlı bir çalışma için yetersiz kalıyor. Arkeologların amacı, bu parçalar aracılığıyla İskenderiye Feneri'ni yeniden orijinal büyüklüğünde ve modelinde oluşturmak... Böylece antik dönemin yazarlarının aktardıklarından hareketle, Fener'in biçimine ilişkin yapılan tarifleri de yeniden gözden geçirmek... Ancak, madalyonun bir başka yüzü daha var. Bu iş için milyarlarca dolar gerekiyor.
Böyle bir yükün altından da ne Mısır Hükümeti, ne de kazılan finanse eden Fransız firmaları kalkabilecek durumda İskenderiye ve çevresi, Mısır'da en önemli bölgeyi oluşturduğundan, bölgeyi anlatmaya buradan başlayacağım. Pelusium'dan itibaren kıyı boyunca yürürseniz, Canobik ağzına kadar yaklaşık 150 stadia etmektedir (28 km, l stadium: 185 m). Nil Delta'smdan Pharos Adası'na kadar ise, 103 stadia (20 km) eder. Pharos, dikdörtgen biçiminde, anakaraya çok yakın ve iki limana sahip bir adadır.
İskender, önceleri basit bir kasaba olan bölgeyi ve konumunun avantajlarını gördüğünde, kenti liman bölgesinde güçlendirerek, buraya bir kent kurmaya karar verir. Tarihçilerin anlattığına göre, kente geldikten sonra buraya yerleşme hazırlığı yaparlarken iyi talihi işaret eden şöyle bir olay olmuştur: Mimarlar tebeşirle, bölgeye çizgiler çekerlerken, tebeşirleri biter. Kralın yanlarına gelmesi üzerine, yardımcıları işçiler için hazırladıkları arpa ununu tebeşir yerine kullanmaya başlarlar.
Sonuç olarak, işaretleye çekleri sokak sayısı artar. Bu, tanrıların onların yanında olduğunu gösteren bir olaydır. (Bu öykü Plutarkos'a göre; "her cinsten kuş bölgeye doluşmuş ve arpa ununu yemeye başlamıştı. Bunun üzerine İskender, olayın kötü bir kehanetin işareti olup olmadığını sormuş, ama kahinler kehanetin olumlu olduğunu belirtmişler. Arpa ununu, bereketi artırsın diye yanlarına almışlar" şeklindedir.) batıdan eser.
Etesian, "yıllık" anlamındadır) yaz mevsimi, İskenderiyeliler'in en rahat ettikleri zamandır. Kentin yerleşim açısından avantajları oldukça fazladır. Öncelikle, iki taraftan denize açıktır; kuzeyde Mısır Denizi dedikleri, güneyde Mareotis denilen Mareia Gölü... Burası Nil Nehri'nden gelen pek çok kanala da sahiptir. Özellikle yaz başlarında Nil Nehri iyice gürleşip bu gölü doldurduğunda, yükselen buğudan ötürü geriye hiç balçık bırakmaz.
Bu mevsimde, kuzeyden ve denizden esen Etesian rüzgarından dolayı (Mısır musonları bütün yaz kuzey Kentin planı, "chlamys"e benzer (Makedonyalılara özgü pelerin ya da Yunanlılar'ın kullandıkları askeri manto): Uzun kesimi iki yandan denize açıktır, kısa kenarlar ise kıstaklardır ve bunların bir tarafı denize, diğer tarafı göle değmektedir. Kentin tamamı, atların ve at arabalarının bir arada geçebileceği genişlikte, birbirini dik açıyla kesen caddelere sahiptir. ..."Sema" da kraliyet saraylarına aittir (Mezar).
Burası kralların ve İskender'in gömülü olduğu yerdir; Ptolomaios'a göre, erken davranan Perdikas onun canını alıp bedenini Babil'den Mısır'a getirdiğinde, kentin artık orıa kalacağını düşünerek büyük bir ihtirasla yürüyordu. (Söylentiler çeşitlidir; Diodorus Siculus'a göre, Arrhidaeus, İskender'in cesedini getirmek için iki yılını çeşitli görüşmelere ayırmıştı. Ve I. Ptoleme, onunla tanışmak için Suriye'ye kadar gitmiş ve cesedi yakmak için Mısır'a getirmiştir. Pausanias'a göre ise, I. Ptoleme onu Memphis'te gömmüş, ama II. Ptoleme İskenderiye'ye aktarmıştır.)
Girişteki Büyük Liman'ın sağ tarafında ada ve Pharos Kulesi (İskenderiye Feneri) yer alır...
İskenderiye Feneri... Bir mimari harikası..
Yapımına M.Ö. 3 yüzyılda Kral I. Ptoleme zamanında başlanan ve oğlu II. Ptoleme zamanında bitirilen (M.Ö. 297 ile M.Ö. 280 arası) İskenderiye Feneri, bütün limanı aydınlatması amacıyla, liman girişindeki Pharos Adası üzerine kurulmuştu.
Bugün kullandığımız "fener", "far" kelimeleri bu adanın isminden geliyor. Knidoslu ünlü mimar Sostratos tarafından inşa edilen üç katlı fener kulesinin yüksekliği, bir iddiaya göre 120, bir başka iddiaya göre ise 140 metreydi. Diktörtgen tabanını çevreleyen terasın uzunluğu da 340 metreyi buluyordu. Tabanın genişliği 30, uzunluğu ise 61 metreydi. Bugün, birinci katın yüksekliğinin 71 metre olduğu tahmin ediliyor.
Kulenin ikinci katını oluşturan merkez gövde ise sekizgen biçimindeydi ve 34 metre yüksekliğe sahipti Asıl fener görevini gören üçüncü kat ise bir silindiri andırıyordu. Bu bölümü koni biçiminde bir çatı örtüyordu ve bunun üzerinde de bir Zeus heykeli bulunuyordu Firavunlar ülkesindeki dev bir eserin tepesindeki Zeus heykelinin anlamı ise şuydu: Mısır'da o dönemde hüküm süren Ptolemeler aslında bir Makedonya hanedanıydı. Mısır'ı ele geçirdikten sonra, gerçek birer firavun gibi davranmalarına karşılık, dini inançlarını korumuşlardı.
Fenerin içinde ta tepeye kadar çıkan taş bir merdiven bulunuyordu. Bu merdiven öylesine genişti ki, odun yüklü iki yük hayvanı rahatlıkla çıkabiliyordu. Fenerin ateşi, bu hayvanlarla taşınan reçineli odunlarla besleniyordu. Bir başka varsayıma göre de, Mısırlılar'ın o dönemde petrolü bildikleri ve kullandıkları sanılıyor... Üstelik bu petrolü yukarı kadar taşımayıp, hidrolik pompalarla aşağıdan yukarıya pompaladıkları ileri sürülüyor.
Fenerin ateşinin ışığı, çeşitli aynalarla artırılıyordu. Eski tarihçiler bu ışığın 30 mil uzaklıktan rahatlıkla görüldüğünü yazmışlardı. Öte yandan, fenerin kendisi de beyaza boyalı olduğu için hayli uzaktan seçilebiliyordu.
Ancak, o dönemde fenerin sadece gemileri kayalıklardan uzak tutmak için inşa edildiğini söylemek çok zor... Fener, aynı zamanda bir savunma görevi görüyordu; limanın girişini savunan bir kale gibiydi. Savaş sırasında Mısırlılar, fenerdeki asker ve mancınık sayısını artırırlardı. Yapı öylesine güçlü bir stratejik konumdaydı ki, görevlilerinin izni olmadan hiçbir geminin limana girmesi mümkün değildi.
1000 yıl kadar kullanıldığı sanılan bu gökdeleni daha sonra depremler sallamaya başlıyor. M.S. 700 yılındaki deprem, yapının fener bölümünü yıkıyor. Ardından M.S. 1100 yılında tüm Kuzey Afrika'yı yerle bir eden büyük bir deprem felaketi daha geliyor ve bu kez de fenerin sekizgen gövde bölümü sulara gömülüyor.
Son olarak M.S. 14. yüzyılda bakımsızlıktan temel bölümü yıkılıp gidiyor. 15. yüzyılda Mısır'da hüküm süren Memluklar, fenerin bulunduğu yere bir kale ve cami inşa ediyorlar. Dörtgen bir sütun biçimindeki minaresiyle Arap ülkelerinde görülen cami tiplerinden ayrılan bu yapı, bugün Müslüman Afrika ülkelerindeki camilere örnek oluşuyla hatırlanıyor.
oyunlar