Tarih

Bahriye Nezareti « Osmanlı Tarihi

Osmanlı İmparatorluğu'nda, deniz kuvvetlerinin hazırlığından ve yönetilmesinden sorumlu bir makamdı. Önceleri donanma komutanlığıyla bahriyeye ait bütün idari ve mali işler kaptan-ı deryanın sorumluluğu altındaydı. Sonradan deniz kuvvetleriyle ilgili işler, yeni kurulan Bahriye Nezareti'ne devredildi.

Bu nezaretin başına getirilen kimseye de "bahriye nazırı" denildi. Daha sonra, 1876'da kaptan-ı deryalık yeniden kurulduysa da bu makam, aynı yıl içerisinde yine Bahriye Nezareti adını aldı.

Diğer Yapılar « Efes (Ephesos)

Hellenistik Çeşme

Tiyatronun teras duvarının kuzeybatı bölümünde inşa edilmiştir. Cephede yer alan İon düzenindeki iki sütunla batıya bakmaktadır. Çeşme yapısı mimari düzenleri bakımından Hellenistik Dönem’e tarihlendirilmektedir.


Tiyatro Gymnasiumu

Roma İmparatorluğu Dönemi’nde, olasılıkla M.S. 2. yüzyılın başında inşa edilen bu yapının ancak palaestra kısmı ortaya çıkarılmıştır. 30x70 m. ölçüsündeki palaestranın kuzeyinde baştan başa uzanan basamaklar şeklinde oturma yerleri görülmektedir. Böylece burası, palaestranın yanı sıra küçük bir stadium olarak işlev görüyordu.


Bizans Çeşmesi

Vedius Gymnasiumu ile stadiumun önünden geçen tören yolunun batısında bulunmaktadır.


Mermer Yol

Ephesos Artemis Tapınağı’ndan başlayan önce Vedius Gymnasionu’nu ve stadiumu geçerek tiyatronun batısı ile agoranın doğusundan ilerleyen ve kütüphanenin önünden doğuya kıvrılarak Devlet Agora’sına çıkan, arkasından da Magnesia Kapısı’ndan itibaren kuzeye yönelip tekrar Artemis Tapınağı’na varan kutsal bir yol bulunuyordu.

Bu yol, aynı zamanda kentin ana caddesidir. Yol çeşitli dönemlerde birçok bölümlerinde onarım ve değişiklik geçirmiştir. Caddenin doğusunda, Geç Roma Dönemi’ne ait bir stoanın kalıntıları, batıda ise Neron Dönemi’nde inşa edilen ve agoranın Dor düzeninde ve rustika tarzındaki stoası ile 1,70 m. yüksekliğinde kaide duvarı uzanmaktadır.


Domitian Tapınağı

Devlet Agorası’nın hemen karşısında, Bülbül Dağı’nın kuzey eteklerinde 50x100 m. ölçülerinde, tonozlu alt yapılar üstünde yükselen bir teras üzerinde inşa edilmiştir. Önde dört sütunu bulunan küçük bir prostylos ile 8x13 sütunlu peristasis görünümündedir. Cella ölçüleri 9x17 m. olan tapınağın stylobat ölçüleri 24x34 m.dir. Tapınak 8 basamaklı bir krepis üzerinde yükselmektedir. Tapınağın içinde bügün Efes Müzesi’nde sergilenen kolosal ölçülerdeki Domitianus Heykeli’ne ait parçalar bulunmuştur.


Devlet Agorası

Devlet Agorası’nın kuzey ve doğu stoaları gün ışığına çıkarılmıştır. Bulunan bir arşitrav parçasında kuzey stoa, bazilika olarak tanımlanmaktadır. Bu stoa, iki sütun sırası ile bir orta ve iki yan nefe ayrılmıştır. Orta nef, iki yan nefden 2/3 oranında daha yüksek yapılmıştır. Güneyde yan nefin agoraya bakan yüzünde de bir sıra sütun bulunmaktadır. Bazilika, Augustus Dönemi sonlarında İon düzeninde inşa edilmiş olup, iki yanlarında boğa başları ile süslenmiştir. Roma İmparatorlu’nun geç bir döneminde, taşıma gücünü artırmak amacı ile orta nefteki boğa başlı sütunların arasına Korinth başlıklı sütunlar yerleştirilmiştir. Kazılar sırasında bazilikanın 1,30 m. altında tek bölümlü bir Hellenistik stoanın varlığı saptanmıştır. Agoranın bazilika yapısında bazı kent işlerinin, muhtemelen mahkeme toplantılarının yapıldığı olasıdır.


Prytaneion

Augustus Dönemi’nde inşa edilmiştir. Muhtemelen aynı yerde Lysimakhos Dönemi’ne ait prytaneion bulunmaktadır. Yapının avlusu mozaik taban döşemesi ile süslenmiştir. Büyük salonda bulunan kompozit başlıklı sütunlar yapının M.S. 3. yüzyılda değişikliğe uğradığını göstermektedir. M.S. 400 yıllarında Skolastikia adlı Hıristiyan bir kadının yaptırdığı hamam için, özellikle prytaneionu yıktırarak taş ve mermerlerini yapı malzemesi olarak kullanmıştır. Bununla birlikte Skolastikia, burada duran iki Artemis Ephesia heykeline dokunmamış ve bu heykeller kazı sırasında ele geçirilmiştir. Bu heykeller Domitianus Dönemi’nde (M.S. 81-96) yapılmış ve o dönemde muhtemelen yapının büyük salonu önündeki avlunun önünde durmakta idi.


Odeion

Yapının yanında prytaneion ve önünde ise, Devlet Agorası bulunmaktadır. Yapının üzeri muhtemelen örtülüdür. Salonun 1400 kişilik kapasitesi bulunmaktadır. Yazıt parçalarına göre Publius Vedius Antoninus’un M.S. 150 yılından hemen sonra inşa ettirdiği bu yapıyı bir bouleuterion olarak tanımlamak uygun olacaktır.


Özel Hamamlar

Odeion un doğusunda, çok iyi korunmuş yapı kalıntıları, araştırmacılar tarafından bir hamam olarak tanımlanmıştır. Söz konusu yapının, bir yazıtta belirtildiği gibi Ephesoslu ünlü sofist Flavius Damianus’un salonlarından birini yaptırttığı Varius Hamamı olduğu sanılmaktadır.


Büyük Çeşme

Devlet Agorası’nın güneyinde, odeionun karşısında yer alan anıtsal çeşmenin suyu, bugünkü adı ile kentin 6 km. doğusunda bulunan Marnas Nehri’nden gelmektedir. Aydın Yolu’nda Kentten 5 km. uzakta, dar bir vadide yer alan iki katlı aquadukt Marnas’tan su taşımaktadır. Bu su kemeri M.S. 4 ile 14 yılları arasındaki bir tarihte Gaius Sextilius Pollio tarafından yaptırılmıştır.


Doğu Gymnasionu

Kentin kenarındaki bu yapı oldukça iyi korunmuştur. İmparator Salonu’nda sofist Flavius Damianus ve karısı Vedia Phaedrina’nın portre heykelleri bulunduğu için, palaestranın ikisi tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir.


Magnesia Kapısı

Kapı, büyük bir olasılıkla İmparator Vespasian (M.S. 69-79) tarafından inşa ettirilmiştir. Kazılarda ele geçen bir yazıttan, Artemision’da başlayan tören yolunun, Magnesia Kapısı’ndan tiyatroya ve oradan stadiumun doğu ucundaki Pion Kapısı’ndan geçerek, yine Artemis Tapınağı’na ulaştığı anlaşılmaktadır. Tören yolunun dışında, Magnesia Kapısı ile Artemision arasında sofist Damianus’un inşa ettirdiği, yaklaşık M.S. 2. yüzyılın ortalarına tarihlendirilen sütunlu bir yol bulunmaktadır.


Ayasuluk Tepesi

Bu tepe erken Hıristiyan, Bizans ve Selçuklu devirleri boyunca iyi tahkim edilmiş bir kale ile savunulmuştur. Halen ayakta duran sur, Erken Hıristiyanlık Devri’nde inşa edilmiş olup, sonradan Selçuklular zamanında büyük bir restorasyona uğramıştır. Kale duvarlarındaki ana giriş kapısı Roma yapılarından, özellikle stadiumdan sökülerek alınmış taşlarla M.S. 6. yüzyılda yapılmıştır.

Tepedeki iç kalenin dışında, güney-doğu kısımda yapılan kazılarda Prehistorik ve Myken Dönemi malzemesi bulunmuş olması önemlidir. Kalenin alt kısmında, İzmir otoyolunun kenarında bir arsada, temel kazıları sırasında Roma Dönemi’ne ait bir mezar kopleksi bulunmuştur.


İsa Bey Camii

Selçuklu Sanatı’nın en önemli eserlerinden biri, Aydınoğlu Beyliği’nin yöneticilerinden biri olan İsa Bey tarafından Ayasuluk Tepesi’nde inşa ettirilen camiidir. Oldukça iyi korunmuş bu yapı bir yazıta göre, M.S. 1375’de tamamlanmıştır. Hem avlulu Türk cami tipinin hem de transepti olan Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir. Bu cami ayrıntıları ve güzel mermer işçiliği ile Milet’teki İlyas Bey Camii’nin bir benzeri olup, Selçuklu ve Osmanlı devirleri arasındaki Geçiş Devri Türk stilinin göz alıcı bir eseridir.

Türk Devletleri « Medeniyetler Tarihi

İSKİTLER (SAKALAR)

MÖ. VII. yüzyılda batıya doğru göç ederek Karadeniz'in kuzeyinden Tuna nehrine kadar uzanan topraklara yerleştiler. Batı kaynakları bu topluluğa İskitler, İranlılar ise Sakalar adını vermişlerdir. Medler, Persler, Asurlular ve Urartularla savaşmışlardır.

Anadolu, Suriye ve Mısır'a kadar akınlarda bulunmuşlardır. İskitlerin yönetici kesimi Türklerden meydana geliyordu. Yaşayış ve inanışları Türklerle aynıydı. En önemli edebiyat eserleri ALPER TUNGA DESTANI'dır.

AKHUNLAR (EFTALİT) DEVLETİ

Hun soyundan gelmektedirler. Afganistan'ın batısında MS.350 yıllarında kurulan bu Türk Devleti HEFTAL isimli hükümdarından dolayı EFTALİT DEVLETİ diye de anılır. Akhunlar Sasani Devletinde başlayan MAZDEK İSYANI'nı bastırmakta etkili oldular. Sasani Devletinde yaşayan Mazdek, kadın ve servetin ortak olması durumunda her türlü huzursuzluğun ortadan kalkacağını savunan bir kişiydi.

Göktürk Devleti'nin Batı Bölgelerini idare eden İSTEMI YABGU ipek yoluna egemen olmak için, Sasanilerle ortak hareket ederek Akhun Devleti'nin yıkılmasını sağladı. Akhun Devleti'nin toprakları Sasani ve Göktürk devleti arasında paylaşıldı.

BAŞKIRTLAR (BAŞKURTLAR)

Itil (Volga) Nehri civarında oturmakta idiler. Moğol istilası sırasında Moğol egemenliğine girdiler.

SABARLAR (SİBİRLER=SABİRLER)

Önceleri Hun devletinin egemenliğinde yaşayan Sibirler, VI. yüzyıl başlarında Avarların baskısıyla batıya göç ederek Ural dağlarının güney doğusuna yerleştiler. Sasanilerle anlaşarak, Bizans'a karşı savaştılar. Anadolu'ya akınlar yaptılar. Bugünkü SİBİRYA adı Sibir Türklerinden gelir. Avarlara yenilince Hazar Türklerine karıştılar. Hazar Devletinin asıl kitlesini oluşturdular.

TÜRGEŞ DEVLETİ

I. Göktürk Devletine baglı olan Türgişler 630 yılında Göktürk devletinin yıkılmasıyla serbest kaldılar. BAGA TARKAN Türgiş Devleti'ni kurdu. Kendi adına para bastı. II. Göktürk devletinin kurulmasıyla yeniden Göktürk egemenliğine girdiler. II. Göktürklerin son dönemlerinde yeniden serbest kalan Türgişlerin başına SU-LU KAĞAN geçti. Su-lu Kağan Emevilere karşı mücadele etti. 766 yılında Türgiş Devletine Karluklar son verdi.

KARLUKLAR

II. Göktürk Devletinin yıkılmasında Basmil ve Uygurlar'la birleşerek rol oynadılar. Talas savaşında Çin'e karşı Arapları destekleyerek Orta Asya’nın Çinlileşmesini ve İslamiyet’in yayılmasını kolaylaştırdılar. İslamiyeti kabul eden ilk Türk boylarındandırlar. (İlk boy Kıpçaklar'dır.) İlk Müslüman Türk Devleti olan KARAHANLILAR'ın kurulmasında etkili oldular.

KIRGIZLAR

840 Yılında Ötügen'i alarak Uygur Devletine son verdiler. 1207 yılında Cengiz Han tarafından yıkılmış.Türk Kavmidir. Daha sonra Rusların egemenliğine girmişlerdir. 1916'da Ruslara karşı MİLLİ İSYAN adı verilen bir ayaklanma başlatmışlar, ancak Rus Çarı tarafından ağır bir şekilde cezalandırılmışlardır. 1936'da Sovyetler birliğinin 15 Cumhuriyetinden biri olmuşlar, 1991'de Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla Bağımsız KIRGİZİSTAN DEVLETİ kurulmuştur.Başkenti BİŞKEK'dir.

KİMEKLER

Batı Göktürk topluluklarındandır. İrtis ırmağı civarında yaşıyorlardı. XI. yüzyıla doğru diğer Türk topluluklarıyla kaynaşarak, yok oldular.

AVARLAR

552 yılında Orta Asya'daki Avar İmparatorluğu’na Göktürkler son verince, batıya doğru ilerleyerek Romanya'ya giren AVARLAR merkezi MACARİSTAN olan yeni devletlerini kurdular. Çin kaynakları Avarlara JUAN- JUAN demektedir. 619 yılında tek başına, 629 yılında da Sasanilerle ortaklaşa İstanbul'u kuşattılar. Slav topluluklarının göç etmesine neden olarak, bunların Doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini sağladılar. Böylece Balkanların Slavlaşmasında etkili oldular. 805 yılında Franklar tarafından yıkıldılar.

BULGARLAR

Batı Hunları ve Ogur Türklerinin karışmasıyla ortaya çıkan Türk topluluğuna BULGAR denir. (Bulgar kelimesi karışmak anlamındadır.)

BÜYÜK BULGARYA DEVLETI

Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla "Büyük Bulgarya Devleti" kuruldu. Ancak kurucusu KUBRAT'ın ölümüyle Hazarlar tarafından yıkıldı.Bulgarların bir kısmı Tuna nehri, bir kısmı da Volga nehri kıyılarına göç etmek zorunda kaldı. Tuna Bulgar Devleti: Büyük Bulgarya Devleti'nin yıkılmasından sonra Tuna boylarına (Bugünkü Bulgaristan) göç eden Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devletini kurdular.

KURUM HAN zamanında Bizans'ı kuşattılar.(Avarlardan sonra Bizans'ı kuşatan 2. Türk kavmidir.) Bu bölgedeki halkın çoğu Slav olduğu için Türkler zamanla Slavlaşmaya başladılar.Barış Han zamanında Hristiyanlığı kabul ettiler. Daha sonra ortaya çıkan bugünkü Bulgaristan Devleti Türk değil Slav devletidir. Bugünkü Bulgaristan'da yaşayan Türkler, Osmanlılar zamanında Balkanlara yerleştirilen Türklerdir.

Kama Bulgar Devleti

Büyük Bulgarya Devletinin yıkılmasından sonra Volga=İtil kıyılarına giden Bulgarlar burada Kama Bulgar Devletini kurdular. Hükümdarları Almış Han zamanında (X. yüzyıl) müslüman oldular. 1236'da Moğolların egemenliğine girdiler. Altinorda Devleti’nin parçalanmasıyla kurulan KAZAN HANLIĞI’nın esas kitlesini oluşturdular. (Kama Bulgarlarına bugün KAZAN TÜRKLERİ denilir.)

HAZARLAR

Kuzey Karadeniz ve Kafkaslar arasındaki bölgede Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla HAZAR KAĞANLIĞI kuruldu. Ticarette geliştiler. Hazar yöneticileri Museviliği benimsediler. Halk arasında Hristiyanlık ve müslümanlık yayılmıştı. Hazarlar ülkelerinde farklı dinleri içinde bulundurduklarından yüksek bir HOSGÖRÜ vardı.

MACARLAR

Fin Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karışmasıyla MACAR kavmi ortaya çıkmıştır. 896 yılında kendi adlarını verdikleri MACARİSTAN'a gelerek devletlerini kurdular. X. yüzyılda Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimsediler. (Bundan sonra Türklük özelliklerini kaybetmeye başladılar.) Almanların (Germenlerin) doğuya doğru yayılmasını engelleyerek, Balkan topluluklarının (Slavların) Germenleşmesini önlediler.

PEÇENEKLER

Karadeniz'in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye yerleştiler. Kiev Prensliğini yenerek, Rusların Karadeniz'e inmelerini engellediler. 1071 Malazgirt Savaşına Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak katıldılar. Ancak Selçukluları kendileri gibi Türk olduklarını anlayınca Selçuklu ordusu saflarına katıldılar. Edirne ve Trakya'nın Marmara kıyılarına kadar olan toprakları Bizans'tan aldılar.

İzmir Beyi ÇAKA BEY Peçeneklerle temas kurdu. Buna göre Çaka Bey Peçeneklerle birlik olarak Anadolu ve Rumeli'den İstanbul'u kuşatmak istiyordu. Ancak Bizans kurnaz bir politikayla, yine bir Türk topluluğu olan KUMANLAR'ı Peçenekler üzerine saldırtarak, Peçeneklerin dağılmasına sebep olmuştur.

KUMANLAR (KIPÇAKLAR)

Volga'yi asarak Avrupa'ya ve Balkanlara girmislerdir. Kıpçaklarin Karadeniz'in kuzeyinde hakim olduklari topraklara "KIPÇAK BOZKIRLARI" denilmektedir. Macaristan'a giden Kıpçaklar ROMEN devletinin kurulmasinda etkili olmuslardir. Kıpçaklarin Oğuz Türkleriyle yaptigi mücadeleler DEDE KORKUT HIKAYELERI'nin ortaya çikmasina sebep olmuştur. CODEX CUMANICUS (Kodeks Kumanikus); Kıpçak Türk sivesi ile yazilan Latin, Fars ve Kuman dilleri üzerine yazilmis bir sözlüktür

UZLAR (OĞUZLAR)

Tarihte türk Milletinin siyasi, kültür ve medeniyet alaninda en büyük rolü oynayan koludur. Oğuzlara; Bizanslılar UZ, Ruslar TORKI veya TORK, Araplar GUZ demislerdir. 24 Oğuz Boyu vardır. Hazar denizinin kuzeyinden bir kolu "UZ" adi ile Avrupa ve Balkanlara göç etti. Balkanlara gelen UZLAR Bizans ordusunu ve Bulgarlari yendi. Ancak Peçenek akinlari, soguklar, salgin hastaliklar yüzünden dagilip yok oldular. Uzların bir kısmı Malazgirt Savası sırasında Bizans Ordusu saflarından, Selçuklu Ordusuna geçtiler.

oyunlar