Eski Tunç Çağı « Genel
Tarih öncesi uygarlığın gelişme sürecinde, M.Ö. 3000-2000 yılları arasındaki evredir. Bu döneme, insan topluluklarının maden işçiliği alanında gösterdikleri ilerlemden ötürü Tunç Çağı denmiştir.
İlk kez bu dönemde bakır, kalayla karıştırılmış ve elde edilen yeni alaşım, daha etkili silahların yapımında kullanılmıştır. Bu dönemde insanlar, artık surlarla kuşatılmış kentlerde oturmuşlardır. Evler kerpiçtendir; ancak taş temellidir. Dikdörtgen planlı bu yapılarda, ocaklar, sedirler ve fırınlar yeralmıştır.
Bu dönemin en belirgin özelliklerinden birisi de daha önceki çok renkli seramik geleneğinin bir yana bırakılmış olmasıdır. Seramikler, tek renkli ve az boyalıdır. Bu döneme özgü kırmızı renkli seramiklerde, geometrik desenlere de rastlanır. Kaplar gaga ağızlı, çaydanlıklar emzikli, çömlekler geniş karınlıdır. Kâseler tek, vazolar çift kulpludur.
Bu döneme ait en önemli yerleşim yerlerinden biri Kusura Höyük'tür. Höyük, 1935-1937 yılları arasında Winifred Lamb tarafından kazılmıştır. Burada M.Ö. 3000-1500 yılları arasındaki döneme ait üç kültür katına rastlanmıştır. Höyük'te ana yapı malzemesi kerpiçtir. Ancak yapıların temelinde, taş malzeme de kullanılmıştır. Odalar küçük ve dört köşelidir. Ocaklar ya ayrı yerdedir ya da duvara bitişiktir.
Ölüler, mezarlığa gömülmüştür. Kusura’da mezarlar tek tip değildir. Ölüler, kimi zaman küplere ve taş sandıklara, kimi zaman da çömleklere konulmuştur. Mezarlara, vazo ve çanak-çömlek dışında başka bir eşya konmamıştır.
Ali Şükrü Bey « Osmanlı Tarihi
1884-1923 yılları arası yaşamış siyaset adamı. 1904'te Heybeliada'daki Bahriye Mektebi'ni bitirerek bahriye erkanıharp subayı olarak göreve başladı. 1909'da kurulan Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyeti'nin ikinci başkanı oldu ve Donanma dergisini çıkardı. İttihat ve Terakki'ye karşıydı. 1920'de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Trabzon mebusu olarak siyasal yaşama atıldı, Meclis'in geçici olarak da olsa kapatılmasına karşı çıktı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün, meclise Trabzon milletvekili olarak katıldı. Bazı kanunların, bu arada da Men-i Müskirat Kanunu'nun çıkması için çaba gösterdi. Meclisteki tutumu İkinci Grup diye adlandırılan muhalefetin etkin önderlerinden biri olmasına yol açtı. Muhalif Tan gazetesini çıkardı, özellikle üzerinde durduğu konular kişi tahakkümü, meclis üstünlüğü ve Misak-ı Milli oldu. Muhalefeti giderek hırçınlaştı. Mustafa Kemal'le sert tartışmaları oldu.
Ali Şükrü Bey, Mustafa Kemal'in muhafız komutanı Topal Osman Ağa tarafından 27 Mart 1923'te öldürüldü. Olay tepkiyle karşılandı, Topal Osman Ağa da öldürüldüğü için cinayetin nedeni anlaşılamadı. Kadir Mısıroğlu'nun yazdığı Trabzon Meb'usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey adlı kitap 1978'de yayımlandı.
Saltuklular « Medeniyetler Tarihi
Selçuklu fetihleri arasında Doğu Anadolu'da kurulan Türk devletlerinden birisi Saltuklular'dır. Anadolu'nun fethinde görev alan kumandanlardan Ebul Kasım, Erzurum dolaylarını ele geçirmiş ve Sultan Alparslan onu bu bölgenin beyliğine tayin etmişti. Ebul Kasım 1102'de ölünce yerine oğlu Ali geçti ve Bey oldu. Ali'den sonra Bey olan İzzeddin Saltuk bu hanedanın en güçlü beyi oldu ve beylik onun adı ile yani "Saltuk Beyliği" olarak anıldı (1072).
Bu beylik, önceleri Büyük Selçuklu Devleti'ne tabi idi, fakat bu devletin zayıflamasından sonra, bağımsızlığını kazandı. Saltuklu Beyliği Kars, Bayburt, Oltu, Trabzon, İspir ve Tercan bölgelerini ele geçirerek gücünü arttırdı. Önce Gürcülerle, sonra Bizanslılarla yaptığı savaşlarda da başarılı sonuçlar elde etti.
Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'la ittifak kurarak kız alıp vermek suretiyle akrabalık kuruldu. Saltuklu beyleri bir çok defa Gürcülere karşı savaştılar. Nitekim bunlardan İzzeddin Saltuk bu savaşların birisinde Gürcülere esir düşmüş (1153), öteki Türk beyleri tarafından 10.000 dinar verilmek suretiyle kurtarılmıştır.
İzzeddin Saltuk 1174'te ölünce yerine oğlu Muhammed Kızıl Arslan geçti. Kızıl Arslan Bey, 1195'te Erzurum önüne kadar gelen Gürcü kuvvetlerini mağlup etti. İzzeddin Saltuk devrinde (1132-1168), Saltuklu Beyliği ülkesi Tercan'dan başlayarak Tahir Gediği'ne kadar uzanmakta; Erzurum, Bayburd, Avnik, Micingird, İspir, Oltu gibi şehir ve kasabaları kaplamakta idi.
Nasıreddin Muhammed (1168-1191)'in ise, Irak Selçuklu sultanı III. Tuğrul'a ve asıl iktidarı elinde tutan Atabeg Kızıl Arslan'a tabi olduğu anlaşılıyor. Yine onun zamanında Gürcüler Erzurum önüne geldilerse de, bir muhasaraya girişmeden aldıkları ganimetlerle yetinerek geri döndüler.
Bu devrin dikkati çeken bir olayı da bu hanedandan Muzaffereddin Melikşah adlı Saltuklu beyinin Gürcü kraliçesi Thamara ile evlenmesidir. XII. yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye Selçukluları ve Eyyubi Devletleri, Doğu ve Güney-doğu Anadolu'daki beyliklerin varlıklarını tehdide başlamışlardı. O sırada Ulu Hakan olan Melikşah, Anadolu'da birliği korumak için bütün beylikleri itaat altına almak istiyordu. Süleymanşah da onun politikasını takip etti ve 1202'de Erzurum kalesini alarak Saltuklu Beyliği'ne son verdi (1202).
Saltuklular devrinde, Erzurum bölgesi imar edilmiş ve zenginleşmiş bir durumda idi. Ayrıca bölgenin iktisadi durumuna da bir canlılık getirmişlerdi. Saltuklulardan zamanımıza kadar bazı eserler de kalmıştır, bunlar Kale Mescidi, Tebsi Minare, Ulu Cami ile bazı türbelerdir. Ayrıca Tercan'da bulunan Mama Hatun kervansarayı ve türbesi de zikre şayan Saltuklu eserlerindendir.
oyunlar