Tarih

Orman Çiftliği « Atatürk'ün Gizemi

Atatürk bir gün Ankara'nın banliyölerinde araba ile dolaşırken, arabasını durdurur. Şimdiki Orman Çiftliği'nin bulunduğu bölgede bir çiftlik kurmak istediğini yanındakilere açıklar. Fakat itiraz ile karşılaşır... "Paşam burada bir şey yetişmez. Burada su dolu bir testi toprağa gömülse aksamdan sabaha çıkmaz."

Yetkililer de bu bölgede hiç bir şeyin yetişemeyeceğini söylerler. Fakat Atatürk fikrinden vazgeçmez. Bu bölgede bir çiftlik kurulabileceğini ısrarla vurgular. Bunun üzerine Atatürk'e konuyu ispat etmek için su dolu bir testi toprağa gömülerek bir gün bırakılır. Ertesi gün testinin topraktan çıkarıldığında su dolu olduğu görülür...

Şimdi o yerde "Atatürk Orman Çiftliği" bulunmaktadır...

Moche Uygarlığı'nın Çöküşü « Tarihi Gizemler

Zaman: 8. yüzyıl
Mekân: Peru'nun kuzey kıyısı

Moche toplumunda çok büyük bir servet birkaç kişinin elinde toplanmıştı, çevreleri daha küçük soylularla çevrili bu insanlar bolluk içinde yaşıyorlardı. Her vadide birkaç tane saray vardı ve bunların sıradan halkla hiçbir ilişkileri yoktu ama tıpkı Avrupa sarayları gibi birbirlerine bağlıydılar. WALTER ALVA VE CHRISTOPHER DONNAN, 1992

Peru'nun kuzey kıyılarındaki Moche ("Moçika" olarak da adlandırılır) uygarlığı otoriter savaşçı-rahipler hâkimiyetinde 100 ile 800 yılları arasında gelişmiştir. Moche efendilerinin öyle büyük toprakları yoktu. Hüküm sürdükleri arazi kuzeyde Lambayeque Vadisi ve güneyde Nepena Vadisi arasında uzanan 250 kilometrelik dar bir şeritti. Tebaları ya kıyılarda ya da dünyanın en kuru ve yaşanması en güç yerlerinden biri olan yüz kilometre içerideki kuru nehir yataklarında yaşarlardı.

Moche'lerin gelişmesi, çevrelerinin benzersiz doğası sayesinde olmuştur. Çiftçilikte çok usta oldukları için Andlar'dan akan suları toplamışlar ve büyük sulama sistemleriyle yaptıkları tarımda önemli miktarda tahıl ve pamuk yetiştirebilmişlerdi. Lambayeque, Moche ve diğer kıyı vadileri, uzun kanallarla beslenen birbirine bitişik sulanmış tarlalarla kaplıydı.

Büyük Okyanus'un Humboldt Akıntısı kıyıya çok yakın geçtiğinden deniz tabanından besleyici bir tabaka kaldırıyor ve milyonlarca hamsi balığı o yana akıyordu. Moche balıkçıları sazdan kanolarıyla bu ganimeti topluyorlar, balıkları ya kurutuyorlar ya da öğüterek besleyici gıdalara dönüştürüyorlardı.

Böyle bol gıdanın olduğu yerde görkemli piramit evlerde yaşayan zengin efendilerin yönetiminde Moche halkı da refaha kavuşmuş olarak gelişti. Savaşçı-rahipler kendilerini ölümlülerle manevi dünyanın güçleri arasında aracılar olarak görüyorlardı.

Yaşamları savaş, ayinler ve diplomasi ile geçiyor, diğer liderlerle sürekli bir prestij yarışı içinde bulunuyorlardı. Mocheler görünüşte yenilmez efendilerin yönettiği varlıklı bir halktı ama uygarlıkları şimdi ancak anlaşılan nedenlerle önce sendeledi, sonra da çöktü.



(Solda) Metinde belirtilen yerleri gösteren harita. Renkli alan Moche'lerin etkin oldukları bölgeleridir. (sağda) Moche çömlekçileri zanaatlarının mükemmel ustalarıydı. Burada yüzü boyalı ve tören başlıklı bir Moche lideri, üzengi ağızlı bir testi üzerinde.

KURAKLIK DÖNGÜLERİ

Güney Peru Andlar'ındaki Quelccaya buzulu 1500 yıl öncesine giden yağmur değişimlerinin izlerini korumuştur. Kar tabakasında Moche bölgesinde 534 ve 540 yılları arasında bir kuraklığın hüküm sürdüğü görülmektedir. 563 ile 594 yılları arasında 30 yıllık bir kuraklık döngüsü % 30 eksik yağmura neden olmuş, bu da kuzey kıyısının dev sulama tesislerinde felaket yaratmıştır.

Mocheler'in Cerro Blanco'daki başkentleri savaş-çı-rahiplerin saraylarının bulunduğu iki dev kerpiç huaca ya da piramit çevresinde kurulmuştu. Huaca del Sol [Güneş Tapınağı], 41 metre yüksekliğiyle Meksika'da Teotihuacan'da çağdaşı Güneş Piramidi'nin üçte ikisi boyundadır. 340 m x 136 m tabanlı basamaklı bir piramittir. Yakınındaki Ay Tapınağı ise bir tepe yamacına kurulmuş, yukarıda büyük odaları ve avluları bulunan, teras biçimli bir platformdur.

Altıncı yüzyıl kuraklıkları artıp da su azaldıkça nehir vadilerinin altındaki su kaynaklan da çekilmiş ve ürünler kurumuştur. Yöneticiler tahılı dağıtıma tâbi tutarak sıkı bir kontrol uygulamış olmalılar. Onun dışında zaten balık da vardı, tabii El Nino'lar gelene kadar.



(Solda) Bir El Nino sırasında kurban edilen insanlar Huaca de la Luna'daki kerpiç bir sarayın erimiş duvarları arasında. (Sağda) Sipan'da Moche lordlarının görkemli mezarları bulunmuştur. Burada bir canlandırmada bir Sipan lordunun gösterişli giysileri ve gücünün simgesi olarak asası.

EL NİNOLAR

El Nino ya da "Noel Çocuğu", Büyük Okyanus'un güneybatısındaki gayet karmaşık atmosfer-okyanus etkileşimi sonucunda Peru kıyıları açıklarında düzensiz olarak ortaya çıkan güney yönlü bir ters akıntıdır. Böyle durumlarda sıcak su akımı akıntıların normal yönünü değiştirir ve hamsi balıkçılığı geçici olarak çöker, şiddetli yağmurlar normalde kurak olan kıyı bölgesini etkisi altına alır. Nehir vadilerinden gelen seller önlerindeki her şeyi sürükler. Bunun zayıflamış bir Moche devleti üzerindeki etkileri tahmin edilebilir.

El Nino'lar başladığında uzun kuraklığın ne kadardır devam ettiğini bilemiyoruz. Ancak o sırada Moche uygarlığı artık kritik bir durumdaydı. Tahıl stoku düşmüş, sulama sistemleri boşalmıştı. Hamsi de kaybolurken Andlar ve kıyı ovaları tufanı andıran yağmurların altında bataklığa dönüşmüştü. Seller her şeyi alıp götürüyor, su stokları kirleniyor, yapımı kuşaklar boyu süren kanallar ve sulama sistemleri parçalanıyordu.

Çamurlu sular savaşçı rahiplerin piramitlerinin büyük bir kimini aşındırmış, piramitler yanları çökmüş tepelere dönüşmüştü. Tifo ve diğer salgın hastalıklar da vadiyi kasıp kavurmuş ve çok sayıda insanı öldürmüş olmalıdır. Çocuk ölümleri artmıştı. Artık hamsi bolluğu bile tüm halkı besleyemeyeceği için binlerce kişi açlıktan ölüyordu.

Moche yöneticileri yeni sulama sistemleri yaptırdılar ve doğudaki komşularından kuraklığa dayanıklı mısır türleri getirdiler. Bunlar arkeolojik kazılarda tufandan hemen sonraki dönemde bulunmuştur. Görkemli piramitlerinin cepheleri yeniden inşa edildi. Başkent bir süre eski görkemine kısmen de olsa kavuştu. Ve ondan sonra yeni bir felaket başladı.



Moche Nehri vadisinde Huaca del Sol'un İspanyollar ve El Nino'lar tarafından yıkılmış devasa piramitleri.

DEPREMLER

Moche ülkesini sarsan periyodik depremler tepelerden çok miktarda toprağı nehir vadilerine kaydırıyordu. Güçlü El Nino selleri bunları nehir yoluyla Büyük Okyanus'a taşıyor ve dalgalar toprağı kıyıya yığıyordu. Çok geçmeden denizden gelen sert rüzgârlarla kum yığınları içerilere, sonra da başkente taşınmaya başladı. Cerro Blanco'nun savaşçı rahipleri 550 ile 600 yılları arasında kentlerini terk edip Moche Nehri'nin kıyı ovasına aktığı vadiye yerleştiler.

ÇÖKÜŞ

Daha önceki Moche tarihinde hiçbir şey halkı kriz zamanında gerçekleşmiş olması gereken böyle bir şeye hazırlamadığı için halk liderlerine olan güvenlerini kaybetmiş olabilir. Moche hükümdarları tarıma daha esnek bir yaklaşımı akıl etmemiş görünmektedirler.

Sonunda, vadileri birbirlerine bağlayan kanallardan birinin yakınına yerleştiler. Moche Vadisi'nin üstündeki Galindo ile Lambayeque'deki Pampa Grande büyük yerleşim merkezleri oldu, bu sonuncusunda 10 ile 12.500 kişi yaşamaktaydı.

Yeni yerler suyun daha ekonomik kullanımını mümkün kılıyordu ama Mocheler burada da, büyük su baskınlarına daha açıktılar. Bir Yunan trajedisinin kaçınılmazlığıyla aşırı sert bir El Nino olayı 7. yüzyılda Galindo ve Pampa Grande çevresindeki sistemlerin çoğunu parçaladı. Kuzey kıyısına gelen yeni bir kuraklık zaten kritik olan kıtlığı arttırdı.

Zayıflamış liderler sosyal huzursuzluklar ve baskınlarla boğuşuyorlardı. 700 yılı civarında Mocheler her iki yeri de terk ettiler. Bu son terk edişin nedeni ne olursa olsun, sürekli kuraklık ve El Nino selleri zengin ve güçlü bir devletin belini kırmıştı. Katı savaşçı rahipler sonunda bütün seçeneklerini tükettiler ve görkemli uygarlıkları çöktü.

Keops Piramidi « Tarihi Eserler

Keops Piramidi ya da diğer adıyla Büyük Piramit, Giza Platosu'ndaki diğer sekiz piramidin arasında yaklaşık 30'uncu enlemde Nil Nehri'nin deltası üzerinde bulunmaktadır. Mısırlılar'ın mimari başarısında yüksek bir noktayı göstermektedir. Ancak nasıl inşa edildiği ya da hangi firavunun inşa ettirdiği hakkında fazla bilgi yoktur.

Antik Mısırlılar, kendi zamanlarındaki uygarlıklar içinde en geniş kayıtları tutuyorlardı. Ancak Giza'daki piramitler tuhaf sessizliklerini korumaktadırlar. Ne koridorlarını dolduran hiyeroglifler, ne de herhangi bir kayıt, nasıl inşa edildiğine dair bilgi vermektedir. Elimizdeki en eski bilgi, Yunanlı tarihçi Herodotus tarafından verilmiştir. Bu metin, Büyük Piramit tamamlandıktan yaklaşık 2000 yıl sonra M.Ö. Dördüncü yüzyılda yazılmıştır. Söylediğine göre Firavun Keops için inşa edilen bu piramit, 100,000 insanın yirmi yıllık emeği sonucunda ortaya konmuştur. Herodotus'un kaynakları, bilgilerini uzun zamanlar boyunca kuşaktan kuşağa aktarmış olan Mısırlı rahiplerdi.

Keops, M.Ö. 2613'de başlayıp M.Ö. 2465 yılında son bulan 4. Hanedan'ın krallarından biriydi. Büyük Piramit'in yapımının yaklaşık M.Ö. 2494 yıllarında tamamlandığı sanılmaktadır. Robert Bauval ve Adrian Gilbert, The Orion Mysteıy (Orion Gizemi) adlı kitaplarında bunu M.Ö. 2450 olarak vermektedirler. Kral'ın Mezar Odası'nın kuzey ekseni, Draconis yıldızına bakmaktadır. Bauval'a göre, bu piramidin yapım tarihini göstermektedir.

Keops'a ait fazla bilgi yoktur. Bu krala ait sadece 7.6 cm. boyunda fıldişinden yapılmış bir heykel bulunmuştur. Herodotus, onun insanlarını anıtı tamamlamak için inanılmaz baskılarla çalışmaya zorlayan bir tiran olduğundan bahseder. Kendi kızı bile yapının tamamlanması için para kazanmak üzere fahişe olarak çalışarak kendini feda etmek zorunda kalmıştır. Ama bütün bunlar saf bir tarihçiyi kandırmak için düzenbaz bir rahip tarafından uydurulmuş masallar da olabilir.

Yapım Tarihi: M.Ö. 2589-2566
Taş Bloklar Toplamı: 2,300,000 adet civarı
Taban: 13 akre, 6,105,000 m2, veya 7 şehir bloğu. Herbir bölümün boyu orijinal olarak 230 metredir, ancak bugün dıştaki taş kaplamaların yok olması nedeniyle 227 metreye düşmüştür.
Toplam Ağırlık: 6.5 milyon ton
Herbir Taş Bloğun Ortalama Ağırlığı: 2.5 ton, Kral Odası'nın tavanının yapımında kullanılan büyük blokların ağırlığı 9 ton civarındadır.
Yükseklik: Orjinal olarak 146.5 m yüksekliğinde, ancak bugün 137 m.
Eğimi: 51 derece 50'35"
Yapı Malzemesi: Kireçtaşı, granit


KEOPS KRAL ODASI

Uzunluk: 5.8 metre
Genişlik: 5.2 metre
Yükseklik: 10.8 metre

Bu bölüm, Kral Keops'un mezarının bulunduğu odadır. Bu dini bölümde bulunan her şey Kral'ın isteğiyle büyük bloklar halinde kırmızı granitten yapılmıştır. Keops'un mezarı ve sahip olduğu kişisel eşyalar, arkeologlar buraya ulaşmadan çok önce yağmalanmıştır.

Kral Odasındaki bazı devasa taş blokların ağırlığı 9 tona ulaşmaktadır. Piramitin zirvesinden 95 m aşağıdaki bu oda, bazı uzak yerlerden gelen ziyaretçilerin mola verip yanında meditasyon yapabileceği dikkate değer bir alandır.

Keops Büyük Galeri (Üst)
Uzunluk: 49 metre
Genişlik: 3 metre
Yükseklik: 11 metre

Yükselen Koridor'un kişiyi hapseden dar sınırları boyunca tırmandıktan sonra, bu koridorla aynı eğime sahip, Büyük Galeri'nin Kral Odası'na götüren yolu boyunca geniş alanlarında ayakta durulabilir. Koridor, mükemmel bir dikdörtgen biçiminde değildir, pürtüklü üçgen şeklindeki tavan çatıyı sınırlar. Galerinin üst bölümünden itibaren, şu anda ziyaretçilere kapalı olan Kraliçe Odası başlar.


KEOPS BİTMEMİŞ ODA

Uzunluğu, genişliği ve yüksekliği değişkendir. Keops Piramiti'nin altında yer alan bu çıkmaz oda, yayla yüzeyinin 30 metre altındadır ve ziyarete kapalıdır. İçerdeki oksijenin yetersiz olduğu bu yerin üstünde; 6,5 milyon ton ağırlığında 2,3 milyon adet taş blok bulunmaktadır.

Kral Keops'un orijinal mezarı olarak düşünülen bölümün yapımı için, işçiler bu bölümden kireçtaşlarını kesip alarak taşımışlardır. Mısır bilimciler, odanın tamamlanmamış olduğuna inanmaktadırlar; çünkü Kral Keops birdenbire mezarının piramitin üst bölümlerinde olmasına karar vermiş ve işçilere buranın yapımını durdurmalarını emretmiştir. Kefren Piramiti de benzer bir şekilde bitmemiş bir yeraltı mezar odasına sahiptir.


BÜYÜK PİRAMİT'İN ÖLÇÜLERİ

Büyük Piramit, kenarları pusulanın dört temel yönüne uzanan neredeyse tam bir karedir; kuzey, güney, doğu ve batı. Azami sapma 0.058 derece veya 3.5 dakikadır. En doğru araştırmalardan biri, 1925'de J.H. Cole tarafından yapılmıştır. Bize aşağıdaki plan ölçülerini sunmaktadır:

Güney kenarı = 230.454 metre (6 milimetrelik sapma olabilir)
Kuzey kenarı = 230.251 metre (10 milimetrelik sapma olabilir)
Batı kenarı = 230.357 metre Doğu kenarı = 230.391 metre

Dört kenarın uzunluğunu topladığımızda, 921.453 metrelik uzunluğu bulmaktayız. Ekvator'daki her bir derecelik enlem, 110,573 metredir ve bu da her bir dakikalık kavisin 1842.88 metre olduğu anlamına gelir. Bu Büyük Piramit'in çevresinin neredeyse tam olarak iki katıdır (921.453 x 2 = 1842.906 metre). O halde, dört kenarın toplamı bir ekvator enleminin yarısı demektir. Hata payı sadece onüç milimetredir. Böylesine bir doğrulukla, bir bağlantı olduğu kabul edilebilir.

Piramit tamamlandığında yüksekliği 146.59 metreyi bulmaktaydı. Üst kısımları şu anda kayıp olduğundan şu anda 9.5 metre kadar kısalmıştır. Ama ilk inşa edildiğinde, Büyük Piramit'in yükseklik oranı 7:11'di. Bu oranın bazı önemli geometrik özellikleri vardır. Hem pi (Fi) hem de Yunan harflerinden biri olan Phi (Ø) işaretinin, yani altın anlamın formülüdür.


PHİ VE Pİ

Altın anlam orantısı, Yunan mimarisinde yaygın biçimde kullanılan geometrik bir yapıdır. Ayrıca bir İtalyan matematikçisi olan Fibonacci'nin adını almış olan bir sayı dizisinin doğal oranıdır. Bu seri, bir önceki sayının toplamını vererek şöyle devam eder: l, 1,2, 3, 5, 8, 13, 23, 34, 55, 89, 144... (Örneğin; 1+1 = 2; 2+1 = 3; 3+2 = 5 vs.). Doğal dünyada, bu seri diğer şeyler arasında ayçiçeğinin spiral çekirdek kalıbında görülebilir. Sayıldığında, Fibonacci serisindeki sayıları vererek devam edecektir.

Altın anlam veya phi (Ø), Fibonacci serisindeki bir sayının kendisinden önceki sayıya bölünmesinden elde edilir. Seride giderek yükseldiğinizde, bu phiye giderek artan bir doğruluk verecektir. Örneğin; 144/89 = 1.6179775... Bu da pi sayısı gibi görünür bir tekrarı olmadan sonsuzluğa uzanan ondalık rakamlar çıkaracaktır. Ancak, phi genellikle 1.618 olarak kabul edilir. Bu oranı geometrik olarak uygulamanın en temel yolu, ikiye bir dörtgen olarak kullanmaktır.

Pi sayısı, bir dairenin farklı özelliklerini hesaplamak için kullanılır. Antik Mısır'da bu rakam 7/22 olarak ifade edilirdi. Günümüzde dört haneli ondalık sayı kullanıldığında 3.1416 olarak kabul edilmektedir.

Büyük Piramit, hem phi hem de pi sayısını barındırmaktadır. İlk olarak, piramitin dört kenarının uzunluğunun toplamı, yarıçapı yüksekliğine eşit olan bir dairenin çevresine denk gelmektedir. Bu, taban kenarın 7:11 oranıyla gösterilebilir. Bir dairenin çevresini hesaplama formülü 2Πr dir. Burada yarıçap (r) 7 birimdir ve Π'yi 7/22 olarak alıyoruz.

2 x (22/7) x 7 = 44 birim.
Her bir kenar 11 birimse, dört kenarın toplamı şöyle olacaktır:
11 -f- 11 -f- 11 + 11 = 11 x4
Yani yine 44 birim.

Altın anlam oranı, phi, piramitin taban uzunluğuyla eğik kenarı arasındaki orantıda bulunabilir. Pisagor teoremine göre, hipotenüsün (burada eğik kenar) karesi, dik kenarların toplamına eşittir; diğer bir deyişle, yükseklik ve tabanın yarısına. Hipotenüsün ya da eğimin uzunluğu Buradaki formülün kare işaretiyle yazılması gerekiyor. 5.5 ve 8.9022 sayılarını 10 ile çarparsak, 55 ve 89.022 sayılarını buluruz. Ondalık kısımlarını da atarsak, Fibonacci serisindeki iki ardışık sayıyı elde ederiz: 55 ve 89. Bu durumda da taban uzunluğunun yarısı ve eğim, altın anlam oranına uygundur.

Elbette ki bu bağlantılar antik Mısırlılar'ın gözünden tamamen kaçmış olabilir. Büyük Piramit'in 7:11 oranı tamamen farklı nedenlerden dolayı seçilmiş olabilir. Ama piramidin tasarımındaki düzenlilik ve kesinlik, mimarların inşa ettikleri şeylerde bu oranlara önem verdiklerini göstermektedir.


İÇ ODALAR

Büyük Piramit'i eşsiz kılan şey, piramidin kendi gövdesi içinde yeralan iç odalardır. Diğer piramitlerin çoğunda prensip olarak önce daireler yeraltına ya da zemin seviyesine yapılmış ve piramitler bunların üzerine inşa edilmiştir. Sadece Dahshur'daki Kuzey Piramidi'nde zemin seviyesinin üzerinde daireler bulunmaktadır. Ama bunda da, piramidin gövdesi içinde yer alan, zemin seviyesindeki diğer dairelerinden birinden küçük bir koridorla ulaşılan küçük bir odacıktır.

Büyük Piramit'in bir yeraltı dairesi bulunmasına karşın, ana odaları ve galerileri piramidin kendi gövdesi içindedir. Bu odaların konumu ve diğer mimari özellikleri, havalandırma kanalları olduğu düşünülen koridorlar gibi, Büyük Piramit'in firavunun mezarı olmaktan öte bir fonksiyonu olduğu söylentilerinin çıkmasına neden olmuştur. Marlborough Downs'da yaptığım araştırmalara göre, bu özelliklerin bu şekilde konumlandırılmasının aynı zamanda geometrik nedenleri de vardır.

oyunlar