Yüzyıl Savaşları « Genel
XIV. ve XV. yüzyılda Fransa ile İngiltere'yi karşı karşıya getiren çatışmadır. Fransızlarla İngilizleri 1337'den 1453'e kadar, yani gerçekte yüz on altı yıl süreyle karşı karşıya getiren çatışmaya «Yüzyıl Savaşları» adı ancak son yüzyılda verilmiştir. Bu adlandırma pek de yerinde sayılamaz, çünkü yüz yılı aşkın bir zaman sürüp giden gerçek bir savaş değil, art arda bir dizi barış evresiyle bir dizi askerî harekâtın birbirini izlemesi söz konusudur.
Bir Derebeylik Kavgası
XIV. yüzyılda İngiltere kralı Edward III, Valois Hanedanı'ndan Fransa kralı Philippe VI'ya bağımlı bir hükümdardı; bu nedenle Fransa'daki toprağı Guyenne için onun otoritesine boyun eğmek zorundaydı. Ama Edward III bu bağımlılığa daha fazla dayanamadı: ana tarafından Güzel Philippe'in torunuydu ve bu sıfatla da Fransa tahtında hak iddia edebilirdi.
Philippe VI'nın Guyenne'deki müdahalelerini bahane ederek 1337 yılında Fransa kralı ile bağlarını kopardı ve Fransa tahtını ele geçirmeğe kalkıştı.
İngiliz Zaferleri
İngiliz ordusu Fransız ordusunu Crecy'de (1346), Calais'de (1347), Poitiers'de (1356) yendi ve Fransa'nın tüm güneybatı kesimini ele geçirdi. Charles V ile Bertrand du Guesclin karşı harekete geçerek kaybedilen toprakların bir kısmını geri aldılar. Fakat İngiltere'nin yeni kralı Henry V'in 1415'te kazandığı Azincourt Zaferi'nden sonra İngilizler egemenliklerini Fransa'nın kuzey yarısına kadar genişlettiler. Fransa kralı Charles VII, Loire'ın güneyine çekilmek zorunda kaldı.
»İngilizleri Fransa'dan Kovmak»
Tam bu sırada Jeanne d'Arc işe karıştı: kuşatılmış olan Orleans'ı kurtardı (1429) ve Charles VII'yi Reims'te takdis etti. Çok geçmeden yakalanarak İngilizlere teslim edilen Jeanne d'Arc, Rouen'de ateşe atılarak yakıldı (1431). Ama onun eylemi Fransızları yüreklendirmiş olduğundan Fransızlar üst üste zaferler kazanmağa başladılar: Paris geri alındı (1436); İngilizler Normandiya ve Guyenne'den kovuldular; ellerinde Calais'den başka yer kalmadı (1558'de orayı da kaybettiler).
Calais Burjuvaları
Calais kenti, on bir aylık bir kuşatmadan sonra 1347'de İngiltere kralına teslim oldu. Kral kentin ilerigelenlerinden en zengin ve en güçlü altı kişinin, başları açık ve ayakları çıplak olarak sadece bir gömlekle gelip kentin anahtarını getirmelerini şart koştu. Öldürülecek olan altı rehine İngiltere kraliçesinin ricası üzerine ölümden kurtuldular.
(Solda) Azincourt Muharebesi'nde (25 ekim 1415), Fransız süvari ordusu, İngiliz okçu ve piyade birlikleri karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Bu muharebe, top güllelerinin ise karışmadığı, bilek gücüne dayanan son çarpışmalardan biri oldu.
(Sağda) Ecluse Muharebesi (24 haziran 1340), bıktırıcı Yüzyıl Savaşları'nın ilk kahramanlık hikâyelerine konu oldu: İngiltere kralı Edward III'ün donanmanı bu muharebede Philippe VI'nın donanmasını ezdi; Fransa bu çarpışmada 166 gemi kaybetti. Yüzyıl Savaşları'nın ilk yıllarında hayatta olan papaz Jean Froissart'ın kitabında yer alan minyatürlerden biri.
Hazarlar « Medeniyetler Tarihi
Ortaçağ'da Güney Rusya'da imparatorluk kuran Türkler (468-965). Hazarlar, Batı Hun Devleti yıkıldıktan sonra onun kalıntıları üzerinde devlet kurdular. Devletin ağırlık merkezi Kırım ve Volga dolaylarıydı. Bu durumda doğuda Sasanîlerle (İran), batıda Bizanslılarla ilişkileri vardı.
627'de yapılan Bizans-İran savaşında Hazarlar Bizans'ı tuttular. VII. yy.da sürekli olarak Müslüman Arap saldırıları karşısında kalan Bizans İmparatorluğu Hazarlardan yardım istedi. Bizans'ın yardımına koşan Hazarlar bu yüzden Müslüman Arapların düşmanlığını üzerlerine çektiler.
Arap-Hazar çatışması
Doğuda Hazarların etkisi Kafkaslar'ın güneyinde Kura Irmağı'nın ötesine kadar uzanıyordu. Araplar bu kesimde Hazarlara saldırdılar. Mervan bin Muhammet kumandasındaki güçlü bir Arap ordusu Hazar illerine girdi, Hazar ordusunu yendi (737). Bu yenilgi sonucunda Hazarlar kuzeye çekildiler. Fakat bir süre sonra güçlenen Hazarlar yeniden güneye sarkarak Ermenistan ve Azerbaycan'ı ele geçirdiler (765).
Hazarlar IX. yy.ın sonlarına doğru zayıfladılar. Sürekli Rus saldırıları sonucunda Hazar Devleti dağıldı. Bir ara Musevîliği kabullendikleri için Hazar krallarının çoğunun adı Yahudi adıdır: Hızkiya, Menaşe, Hanuka, İshak, Harun, Menahem, Benyamin v.b.
Hazar Uygarlığı
Hazarlar yarı göçebe, yarı yerleşik yaşayan Türk boylarının meydana getirdiği bir kavimler topluluğuydu. Genellikle yazın kırsal alanlarda çadırlarda, kışın kentlerde otururlardı. En büyük kentleri İtil, Saksın, Belencer, Sarkil ve Semender'di. Başkent İtil (şimdiki Astrakhan) Volga ağzında çok büyük bir ticaret merkeziydi. İtil'de hakanın tuğladan yapılmış bir evi vardı; hakandan başkası tuğladan ev yaptıramazdı. Hazarlar ölülerini Oğuz Türklerinde olduğu gibi suya atarlardı.
Deprem İnanışları « Dinler Tarihi
Hindistan: Dünya, bir kaplumbağanın üzerinde duran dört fil tarafından tutulmaktadır. Kaplumbağa da bir kobranın üzerinde dengede durmaktadır. Bu hayvanlardan herhangi biri hareket edince, Dünya sallanır.
Assam (Bangladeş ve Çin'in arasında): Dünya'nın içinde yaşayan bir insan ırkı vardır. Bu insanlar, yer yüzeyinde insan olup olmadığını anlamak için zaman zaman yeri sallarlar. Çocuklar sarsıntıyı hissettiklerinde, ‘‘Yaşıyorum, yaşıyorum’’ diye bağırdıkları zaman Dünya'nın içindeki insanlar yer yüzeyinde insan olduğunu anlarlar ve sarsıntıyı keserler.
Sibirya: Dünya, bir kızak üzerindedir ve bu kızağı kullanan kişi Tanrı Tuli'dir. Birkaç pireli köpek de bu kızağı çekmektedir. Köpekler kaşınmayı durdurduklarında Dünya sallanır.
Meksika: El Diablo isimli bir canavar, Dünya üzerinde dev yarıklar açmaktadır. Bu yarıklar da şimdiki faylardır. O ve şeytansal arkadaşları, yeryüzünü karıştırmak istedikleri zaman bu dev yarıkları kullanmaktadır ve deprem olmaktadır.
Mozambik: Dünya, yaşayan bir yaratıktır ve problemleri insanlarınki ile aynıdır. Bazen yaratık ateşlenir ve üşür, biz de titrediğini hissederiz.
Belçika: Dünya üzerinde yaşayan insanlar, aşırı günahkár oldukları zaman, Tanrı insanlara gezegenimizi çevreleyen havayı savurmak üzere kızgın bir melek gönderir. Meydana gelen fırtınalar, Dünya'da bir dizi şok şeklinde hissedilen bir müzik tonu yaratır.
Doğu Afrika: Büyük bir balık, üzerinde bir taş taşımaktadır. Bir inek de o taşın üzerine oturmuştur ve Dünya da ineğin bir boynuzunun üzerinde dengelenmiştir. İneğin boynu ağrıdığı zaman, Dünya'yı boynuzu ile fırlatıp diğer boynuzunda tutmaktadır. Böylelikle de yer sallanmaktadır.
Romanya: Dünya üç direk üzerinde durmaktadır. Yardımseverlik, umut ve güven. İnsanoğlu bu öğelerden birisini veya birkaçını kaybederse direklerin taşıma gücü azalır ve Dünya sallanır.
Yeni Zelanda: Dünya adlı Anne'nin karnında bir çocuk vardır. İsmi Genç Ru'dur. Ru, ne zaman Dünya Anne'nin karnını tekmelerse o zaman Dünya sallanır.
Kızılderililer: Birgün Chickasaw şefi, Choctaw prensesine aşık olmuş, şef çok yakışıklıymış, fakat ayağının birisi yamukmuş, bu yüzden de ismi Aksakayak'mış. Daha sonra şef prensesi istemiş ve prensesinin babası reddetmiş. Bunun üzerine şef ve ordusu prensesi kaçırmış ve hep birlikte evliliklerini kutlamaya başlamışlar. Ama Büyük Ruh, çok sinirlenmiş ve ayağını yere hızla vurmuş. Meydana gelen sarsıntı, Mississipi Nehri'nin taşmasına neden olmuş. Böylece düğündeki herkes boğulmuş. (Mississipi Nehri'nin yanındaki Aksakayak Gölü, 1812 yılındaki Yeni Madrid depreminden sonra oluşmuştur.)
Batı Afrika: Dünya, büyük bir dağ ile bir devin arasındaki bir yatay bir disk şeklindedir. Devin görevi, Dünya'yı, karısınınki ise gökyüzünü taşımaktır. Dev karısına her sarılışında Dünya sallanır.
Hindistan: Yedi tane yılan, gardiyan cennetin en alt noktasında, 7 odayı korumakla görevlendirilmiştir. Bu gardiyanlar, aynı zamanda sırayla Dünya'yı tutmaktadırlar. Gardiyanlar görevleri birbirlerinden devralırken Dünya sarsılmaktadır.
Litvanya: Drebkuhls isimli bir Tanrı, cehennemde yürürken Dünya'yı da kollarında taşır. Drebkuhls, ne zaman kötü bir gün geçirirse o zaman Tanrı'nın elleri yorulmaktadır ve Tanrı'nın taşıma gücü azaldığı için Dünya sallanmaktadır.
Kolombiya: Dünya ilk oluştuğunda üç tane kalas üzerinde duruyormuş. Fakat birgün Chibchacum isimli bir Tanrı, Bogota Ovası'nın sular altında kalmasının çok eğlenceli olacağını düşünmüş ve bir sel meydana getirmiş. Bundan dolayı Chibchacum, Dünya'yı omuzunda taşımak üzere cezalandırılmış. Sonra Chibchakum çok sinirli olmuş ve zaman zaman kızdığında Dünya'yı sallamaya başlamış.
İskandinavya: Tanrı Loki, erkek kardeşinin ölümünden dolayı cezalandırılır ve yeraltındaki bir mağaraya kapatılır. Kafasının üzerindeki bir yılan da, durmadan zehirini damlatır. Loki'nin kız kardeşi de bir kapta bu zehiri toplar. Zaman zaman kızkardeşi kabı boşaltmak üzere oradan ayrılır. O durumda da zehir Loki'nin yüzüne damlar. Zehir damlalarından kurtulmak için Loki eğilip kafasını oynattıkça yer sarsılır, deprem olur.
Yunanistan: Aristotle ve William Shakespeare'e göre, Henry adlı oyunda, kuvvetli, vahşi rüzgárlar yeraltındaki mağaralarda tutulmaktadır. Kaçmak için uğraştıklarında, verdikleri mücadele depremlere neden olurlarmış.
Japonya: Japon Adalarını sırtında taşıyan büyük bir kedi balığı (ya da Namazu), denizin altında kıvrılmış halde durmaktadır. Diğer taraftan Tanrı Daimyojin, kafasının üzerinde çok ağır bir taş olduğundan hareket edememektedir. Bir ara Namazu hareket ederek Naimyojin'in dikkati dağılır ve yer sarsılır.
Orta Amerika: Dünya, dört köşesinde dört Tanrı bulunan bir kare şeklindedir. Yeryüzünde nüfus arttığında fazlalığı dökmek için bu kare alanı sallarlarmış.
oyunlar