Trajan Çeşmesi « Efes (Ephesos)
Kuretler Caddesi’nin kuzeyinde Skolastikia hamamlarının sonundaki yan sokaktan 40 m. sonra yer alan bu yapı, 5,20x11,90 m. ölçüsündeki büyük havuzu üç yanından çeviren iki katlı bir çeşmedir. Alt katta kompozit, üst katta ise Korinth düzenindeki sütun başlıkları kullanılmıştır. Yapının ortadaki bölümünde, suyun havuza aktığı yerde, imparator Trajan’ın çeşmenin iki katı boyunca yükselen büyük heykeli durmaktadır.
Trajan Çeşmesi’ni geçtikten sonra Herakles kabartmaları ile bezeli kaide kalıntıları, M.S. 4. veya 5. yüzyılda inşa edilmiş bir giriş kapısına aittir. Kuretler Caddesi’nin kuzeyinde Sulla’nın torunlarından biri olan Memmius adına, Geç Hellenistik Dönem’de dikilmiş bir anıt bulunmaktadır. Memmius Anıtı’nın kuzeybatısındaki bitişik yapı, bir yazıta göre hydreon yani çeşmedir.
Çeşme, Domitian Tapınağı’nın sokağında Marnas su kemerini inşa etmiş olan C. Sextilius Pollio onuruna dikilmiştir. Yazıtına göre anıt, C. Ofillius Proculos adlı biri tarafından Augustus Dönemi’nde diktirilmiş ve M.S. 93 yılında da apsisli bir çeşme ve heykeller ile zenginleştirilmiştir. Çeşmenin alınlığında Polyphemos Grubu’na ait heykeller yer almaktadır.
Aphrodite (Venüs) « Genel
Göz kamaştıran bir güzelliğe sahip olan Aphrodite, güzellik tanrıçasıdır. Efsaneye göre dalgaların köpüğünden doğmuştur. Bir ilkbahar sabahı, Kıbrıs Adası kıyılarında kıpırtısız olan deniz, birdenbire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlendi. Bu dalga ile birlikte bir sedef kabuğu kıyıya vurdu. Sedefin kapağı açıldığında içinden güzeller güzeli Aphrodite çıkmıştı.
Beraberinde aşk tanrısı olan oğlu Eros da vardı. Kumsalda yürüdükçe bastığı yerlerde renk renk güzel kokulu çiçekler açıyordu. Zaman tanrıçaları olan Horalar, onları karşıladılar ve önce Aphrodite'i güzelce yıkayıp vücudundaki tuzlu deniz suyunu temizlediler. Uzun saçlarını örüp başını altın bir taçla süslediler, üzerine tülden süslü elbiseler giydirip, boynuna kıvılcımlar saçan kolyeler taktılar.
Daha sonra onu ve oğlunu alıp Olympos'a çıkardılar. Olympostaki tanrılar, bu güzeli görünce hayranlıklarını gizleyemediler. O günden sonra Aphrodite, güzellik ve aşk tanrıçası olarak Olymposta diğer tanrı ve tanrıçalarla birlite yaşamaya başladı.
Aphrodite, güzelliği ile sadece tanrıların değil insanların da gönlünü fethetmişti. İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor, onlara neşe ve sevinç veriyordu. Kimi zaman bu neşe ve sevinç, aşk acısına da dönüşebiliyordu.
Güzel tanrıça gücünü, sadece insanlar ve tanrılar üzerinde göstermezdi. O tüm tabiata söz geçirebilirdi. Tek bir tatlı bakışıyla kudurmuş dalgaları sakinleştirir, nefesi ile deli gibi esen rüzgarları dindirirdi. Yeryüzünde her şeyi o diriltir, o canlandırırdı. Kurumuş çiçekleri tekrar canlandırır, dünyayı süsler, güzelleştirirdi.
Şintoizm « Dinler Tarihi
İki ana bölüm vardır. Birincisi, hepsi birbirine benzeyen 13 eski mezheptir. İkincisi Şinto Eyaleti olarak bilinir ve en yüce ifadelerini İmparatora tapmada ve Eyalet ile aileye sadakatte bulan sonraki sentezlerdir Şinto'ya ("Ruhların Yolu" nu işaret eden Çin karakterleri Şin ve Tao'dan alınmıştır) anavatanı Japonya'da Kamonomiçi denmektedir, Kami çok Tanrı ya da doğa ruhları demektir.
Şinto türbeleri Japonya'da 100.000'in üzerindedir. Türbelerde hiçbir resme tapılmaz; Kamilerin orada olduğu farz edilir. Sunak üzerine günlük olarak taze yiyecekler, su, tütsü vb. şeyler konur. Tüm evrenin kutsallığında içsel bir inanç vardır ve insan bu kutsallıkla uyum içinde olabilir. İnsanın, gizli tanrısal yapısını gizleyen "tozu" kaldırabileceği saflaşmaya ve doğruluğa önem verir. Bu sayede Kamilerin kılavuzluğunu ve rahmetini elde edebilecektir.
Şintoistin anavatanına yönelik hararetli sevgisi, Japon halkının kendi ülkelerine olan bağlılığında ifadesini bulmaktadır. Şintoizm yaklaşık 2500-3000 yıl önce ortaya çıktı. 13 eski mezhebin her birinin kendi kurucusu vardır. Kutsal metinleri, Japonya Kayıtları Kokiji (Eski Olayların Kayıdı) Nikorg Yengişiki (Yengi döneminin Enstitüleri)'dir.
oyunlar