Sfenks « Genel
Aslan vücutlu ve insan başlı masal canavarı.
Hayal ürünü ve kutsal bir hayvan olan sfenksin başlangıçta sadece Mısırlılara özgü bir varlık olduğu anlaşılıyor. Onların sfenksi, başı firavunun yüzünü tasvir eden uzanmış durumda bir aslandır. En ünlüsü, çölde, Kefren piramidi yakınında, kayaya oyulmuş olan dev Gize sfenksidir (17 metre yükseklik ve 39 metre genişlikte).
Yunan mitolojisinde canavar, dişileşmiştir: kartal kanatları, kadın yüzü ve göğüsleri vardır. Efsaneye göre sfenks, Thebai şehri yakınlarında bir kayanın tepesinde durur ve sorularına karşılık veremeyen yolcuları yermiş. Oidipus şehrin kapılarına vardığı zaman sfenks ona şu bilmeceyi sormuş: «Sabah dört ayak, öğleyin iki ayak ve akşam üç ayak üzerinde yürüyen hayvan hangisidir?» Oidipus sorunun karşılığını bulmuş: «İnsan çocukken dört ayak emekler, erişkin yaşta iki ayağının üstünde durur, yaşlanınca da üçüncü ayak ödevi gören bir bastona dayanır». Canavar, bu cevap karşısında yenilgiye uğradığına kızarak kendini denize atmış ve ölmüş.
Deizm « Dinler Tarihi
17. Yüzyılda Fransa ve İngiltere'de ortaya çıkan bir anlayıştır. Bu görüş, Tanrı'yı akla dayanarak açıklamak ister. Dindeki mucizelere, boş insanlara karşı çıkarak batıl görüş ve dogmalardan insanı koruyarak, insanların din çerçevesi içinde akıllı, bilgili ve sorumlu biçimde davranmalarını amaçlar. Deizm, laikliğin doğması ve gelişmesinde etkili olmuştur.
Deizm'e göre Tanrı, ilk neden olarak evreni yaratmıştır. Tanrı, varlık düzenini bir kere yaratmıştır ve daha sonra müdahale etmesi akla aykırıdır. İnsan için en önemli ödev, Evren'i ve yasalarını akıl yoluyla bilmek ve anlamaktır. Dinlerdeki duygusal ve akla aykırı Tanrı kanıtlamaları gereksizdir. Bu görüş, Cherburi, J. Locke, J.J. Rousseau ve Voltaire tarafından temsil edilmiştir.
Tiwanaku'yu Kim İnşa Etti? « Tarihi Gizemler
Zaman: İS 6-12, yüzyıllar
Mekân: Bolivya
Tiwanaku büyük bir kent değildir ama orada bulunan büyük binaların görülmeye değer olduklarından söz edilir. Başlıca binalardan birinin yakınında büyük taş temeller üzerine inşa edilmiş yapay bir tepe vardır. Bu tepenin ilerisinde insan biçimli iki taş put yer alır... Bunlar o kadar büyüktür ki, küçük devlere benzerler... Bu taş heykellerin yanında, eskiliği ve üzerinde yazı olmaması bu büyük temelleri kimin attığını ya da bunlar inşa edildiğinden bu yana ne kadar zaman geçtiğini bilmeyi imkânsız kılan bir bina daha vardır... CIEZA DE LEON, 1553
Bolivya'da Titikaka Gölü yakınındaki yaylalarda bulunan Tiwanaku arkeolojik alanı Amerika'larda ilk Avrupalı vakanüvislerin dikkatini çeken en eski anıtların bulunduğu bir yerdir. Bazı anlatımlara göre büyük İnka imparatoru Pachacuti bile 15. yüzyıl sonlarında bölgede zafer yürüyüşü yaparken kalıntıların taş işçiliğinden etkilenmişti. Efsanelere göre imparator, Tiwanaku bölgesinden taş ustalarının Cuzco'da İnka başkentinin inşaatının başına getirilmesini emretmiştir.
Tiwanaku eski Amerika'ların büyük uygarlıklarından birinin başkentiydi. Bu geniş ve planlı merkez, görkemli Tiwanaku Vadisi'nde Güney Titikaka Havzası'nın çayırları üzerine kurulmuştu. Dokuzuncu yüzyılda doruk noktasındayken Tiwanaku piramitler, saraylar, sokaklar ve devlet binalarından oluşan etkileyici bir mimari merkezin çevresinde toplanmış kalabalık bir nüfusa sahipti. Kente, büyük, teraslı, yapay bir taş cepheli piramit hâkimdir.
Akapana olarak bilinen bu piramit, tabanında 197x 257 metre olup 16,5 metre yüksekliğindedir. Akapana'nın kuzey cephesinin yanında Kalasasaya olarak bilinen surla çevrili alan 120x130 metredir. Bölgedeki diğer binalar arasında saraylar, zanaat uzmanları için ikametgâhlar, tapınaklar ve halk için evler vardır. Başkentin bu mimari merkezinin çevresinde vadide düzinelerce köyde kerpiç evlerde yaşayan işçiler ve çiftçiler bulunurdu.
Kentin 30.000 ile 60.000 nüfusa sahip olduğu ve 4-6 kilometre kare bir alana yayıldığı tahmin edilmektedir. Tiwanaku ile göl arasındaki vadi de iskân edilmişti. Bu yerleşim birimleriyle başkentin toplam nüfusu, Tiwanaku'yu İS l. binyıl sonunda dünyanın en büyük kentlerinden biri yapmaya yeterliydi.
(Solda) En üstünde bir avlu olan basamaklı piramit Akapana tapınağının krokisi. (Sağda) Kalasasaya külliyesinden turkuvaz taşlı taç biçiminde altın bir maske.
TİWANAKU'NUN KÖKENİ VE GENİŞLEMESİ
Tiwanaku Vadisi'nde ve Orta Andlar çevresinde yapılan arkeolojik araştırmalar, Tiwanaku'nun kökenleri hakkında somut bir tablo ortaya koymaktadır. Bölgede ilk insan yerleşimi, Tiwanaku'nun Titikaka Havzası'ndaki yüzlerce köyden biri olduğu İÖ 1500 yıllarında gerçekleşmiştir.
Tiwanaku, yaklaşık bin yıl boyunca etkinliğini artırmaya devam etmiş ve IS 1. binyılın ilk yüzyıllarında bölgenin iki büyük politik merkezinden biri olmuştur. Kuzeyde Pucara da 200-300 yılları arasında gelişerek 100-150 hektarlık küçük bir kent olmuştu. Bu dönemde Tiwanaku da boyut ve yapı olarak herhalde Pucara'ya çok benzemekteydi.
350 yılında Pucara'nın siyasal merkez olması sona erdi, Tiwanaku büyümeye devam etti. 500 yılında Tiwanaku, artık Güney Titikaka Havzası'nda başlıca siyasal güçtü. Tiwanaku, 650 yılında yayılma siyaseti gütmeye başladı. Gölün güneyindeki Güneş Adası'nı ele geçirip orada ilk bölgesel hac merkezini yaparak genişlemeyi sürdürdüler. 800 yılı geldiğinde Titikaka Gölü bölgesinde koloniler kurmuşlardı.
Tîwanaku halkının bu sert çevrede, Amerika'larda ilk devletlerden birini nasıl kurduğunu artık anlamış bulunmaktayız. Halk obsidyen, mısır ve yaylada bulunmayan diğer ürünleri elde etmek için birkaç yüz kilometre uzaktaki kolonilere yerleşmişti. Titikaka Gölü bölgesinde, waru waru eski tekniği kullanılarak göl kıyısındaki bataklık arazi yüksek verimli tarım arazisine dönüştürüldü. Bu tarlalar Tiwanaku topraklarında da, daha ötesinde de saptanmış olup, Tiwanaku devletinin tarımsal tabanını oluşturuyordu.
Güneş Kapısı'ndan bir ayrıntı: Ortadaki röliyef kimi zaman Kapı Tanrısı olarak da bilinen, başlıca Tiwanaku tanrılarından birini simgeliyor.
TİWANAKU'YU KİM İNŞA ETTİ?
Tiwanaku şehri, kuşaklar boyu süren bir muammadır ve fantastik köken kuramları doğuran bir avuç eski yerden biridir. Bilimadamları pamuk, mısır, meyve gibi önemli ürünlerin yetişmediği yüksek, soğuk ve rüzgârlı bir yaylada büyük bir kentin nasıl gelişebileceğini sorgulayıp durmuşlardır. Bu büyük merkezi yapanlar kimlerdi? Bazı tarihçilerin iddia ettiği gibi güneyden gelen göçmenler mi, yoksa orada bin yıldır yaşayan asıl halk mı inşa etmişti?
Yıkıntılar arasında bulunan heykelleri gören ilk Avrupalı yazarlar, eski çağlarda yaşamış dev bir ırktan söz etmişlerdir. 19. yüzyıl sonlarında bilim-adamı Arturo Posnansky, Tiwanaku'nm ilk olarak 10.000 yıl önce Büyük Okyanus kıyısında inşa edildiğini, sonra da jeolojik olarak yükselmiş olacağım düşünmüştür. Yirminci yüzyıl başlarında bazı yazarlar Tivvanaku'nun insanlığın doğum yeri, özgün Cennet Bahçesi ya da efsanevi uygarlık Atlantis olduğunu ileri sürmüşlerdir. Tiwanaku'nuın Çin göçmenleri, Vikingler ve diğerleri tarafından inşa edildiği hakkındaki kuramların sayısı da az değildir.
Dilciler genellikle çağdaş Aymara dili konuşan insanların, Tiwanaku bölgesine 12. yüzyılda geldiklerine inanırlar. Bu kuramlara göre Tiwanaku'yu inşa edenler Pukina adında şimdi kaybolmuş olan bir dili konuşmaktaydılar.
Arkeolojik ve yer adı kanıtları ise Tiwanaku halkının Tiwanaku kurulmadan yüzlerce yıl önce bölgede yaşayan Aymara dili konuşanlar olduğunu akla getirmektedir. Eski Akdeniz ve Ortadoğu'nun büyük uygarlıklarında olduğu gibi Tiwanaku da Titikaka Gölü bölgesinin çağdaş sakinlerinin ataları tarafından kurulmuştur.
Tiwanaku'daki büyük taş heykellerden biri.
Kalasasaya'ya bu büyük giriş Tiwanaku'nun merkezine hâkim olan büyük alanın en büyük kapısıydı.
oyunlar