Sfenks « Tarihi Eserler
Başı firavun, gövdesi aslan şeklindeki Sfenks'in, Kefren'in başı ve onun ruhu ile tüm mezarlık komleksini koruduğuna inanılır. Gizeh'in doğal kireçtaşlarından yapılmış olan Sfenks'in, geçen yıllar boyunca bazı parçaları çöl zemininin üstüne düşerek dağılmıştır. İçerisinde Gizeh'te bulunan diğer piramitlerde olduğu gibi odalar bulunup bulunmadığı bilinmemektedir.
Yapım Yılı: Belirsiz
Taban: 57 metre
Toplam Ağırlık: Belirsiz
Genişlik: Yüzü 6 metre genişliğinde
Yükseklik: Toplam 20 metre, çenesinden başına 91.5 metre
Yapı Malzemesi: Yumuşak kireçtaşı
Heykellerin en esrarengizi olan Sfenks, solundaki taşocağından alınan ve Piramitlerin yapımında kullanılanlarla aynı, tek bir blok kireçtaşından yontularak oluşturulmuştur. Uzmanlar, Kefren Piramiti'nin arkasında ve yüzü ona dönük olarak durmasının temsil ettiği fikirden yola çıkarak; onun 4,600 yıl önce Firavun Kefren tarafından yontulduğuna inanır.
Yarı insan, yarı aslan olan Sfenks, 73 metre boyunda ve 20 metre yüksekliğindedir. Kötü bir şekilde aşınmış ve M.Ö. 1400 yılında, rüyasında Sfenks'in kendisine etrafındaki kumları temizlemesini söylediğini gören yukarı ve aşağı Mısır'da taç giymiş, Firavun Tutamon IV ile başlayan ve sonraki binlerce yıl boyunca devam eden sayısız restorasyonlar geçirmiştir. Sfenks, yakın bir zamanda önemli bir modern restorasyona daha uğramıştır.
Roosevelt Dükkanı Bağışlar « Tarihteki İlginç Olaylar
Roosevelt Dükkanı Bağışlar
1945, Yalta
Winston Churchill, Joseph Stalin ve Franklin Roosevelt Yalta'da buluştuklarında II. Dünya Savaşı'nın birkaç ay içinde bitmesini beklemiyorlardı. Almanya hala savaştaydı. Bulge Savaşı biteli iki ay olmuş ve herkes kendi derdindeydi. Stalin, Alman ordusunun yenilgisini izliyordu. Yirmi milyona yakın insan kaybeden Rusya'nın kaybı oransal olarak Fransa'dan daha fazlaydı. Churchill ise Avrupa, komünizm ve Yakındoğu ile ilgileniyordu. Roosevelt'in sorunu ise en büyüğüydü.
Japonlar kendi adalarına çekilmeye zorlanırken sergiledikleri fanatik direnişte azalma görülmemişti. Kamikazeler hala iş başındaydı.
Japonlara karşı verilen savaşın bir sonraki aşaması artık Japon adalarının işgaliydi. ABD'nin Japonların ele geçirdiği adalarda yaptıkları savaşlarda verdiği kayıp beş yüz bin kadardı. Çoğu da kamikaze saldırıları yüzündendi. Aynı şeyler tekrarlanmak üzere bekliyordu.
Manhattan Projesi olarak bilinen atom bombası ise ABD'yi umutlandırdı ancak kimse bombanın işe yarayıp yaramayacağından emin değildi. Bu arada Stalin Avrupa'da ne var, ne yok diye bakarken, Churchill de Stalin'e bakıp şu savaşı nasıl bir an önce bitirsek diye düşünüyordu. Roosevelt ise Japonların yenilgisi için Rus yardımının şart olduğunu görüyordu.
Ama öte yandan Rus yardımına duyulan ihtiyaç Rusların da bu adalara çıkacağı anlamına geliyordu. Bu anlaşma Almanya için de üç bölgeyi kapsıyordu (Fransızlar daha sonra Potsdam'da katıldı.) Almanların teslim olma süreci hızlanıyordu. Ancak Roosevelt Rusya ile ilgili olarak rahatsızdı. Anlaşma Rusya'ya Polonya'yı doğrudan yönetme hakkı veriyordu. Rusya'nın hakim olduğu yerlerde nasıl bir hükümetin seçileceğini Churchill ve Roosevelt tabii ki biliyordu. Rusya ise bun karşılık Japonya'ya savaş ilan edecekti. (Ama etmedi.) Roosevelt istediğini aldı ve Müttefiklerden bir ordusu oldu. Rusya ise Avrupa'nın yarısını onlara verdikleri için teşekkür etti.
Japonya'nın işgali asla gerçekleşmedi. Hiroşima ve Nagasaki'ye atom bombası atıldı ve Missouri savaş gemisinde imzalanan anlaşmayla II. Dünya Savaşı'nın Pasifik ayağı sona erdi. Rusya'nın Japonya'ya asker göndermesine gerek kalmadı. Komünist partiler yüz milyon Avrupalıyı yönetmeye başladı. Yalta Bildirisi en çok Stalin'in işine yaradı. Başkan Roosevelt Doğu Avrupa'nın komünist rejim altına girmesinin o zaman için en uygun karar olduğunu düşünmüştü.
Barbaros Hayreddin Paşa « Osmanlı Tarihi
1478 yılı civarlarında Midilli'de doğdu. Babası Yakup Ağa, bir Osmanlı sipahisiydi ve 1461 yılında Midilli'nin fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet ile birlikteydi.
Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve Hayreddin lakaplarıyla tanınır. Batılılar, havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı, ağabeyi Oruç'a verdikleri "Barbarossa" adını daha sonra Hızır için de kullandıklarından Barbaros diye tanınmış, Hayreddin lakabını ise kendisine Yavuz Sultan Selim takmıştır.
Barbaros Hayreddin Paşa, kardeşleri İlyas ve Oruç ile beraber birçok deniz savaşında bulundu. Diğer kardeşi İshak ise Midilli'de kaldı. Barbaros Hayreddin Paşa, Cezayir seferine Oruç Reis ile birlikte çıktı. Cezayir'in fethedilmesinden sonra Oruç Reis, Cezayir'e Bey oldu.
Barbaros Hayreddin Paşa, İshak ve Oruç Reisler şehit olunca Cezayir Beyliği'ne atandı. Beylerbeyi ünvanını alan Barbaros Hayreddin Paşa, İstanbul'a gelip 1534 yılında Kaptan-ı Derya oldu. Bir çok zafer kazanan Barbaros, Avrupa'da nam saldı. Avrupalılar, çocuklarını Barbaros geliyor diye korkutur hale geldiler.
5 Temmuz 1546 tarihinde vefat eden Barbaros Hayreddin Paşa, sağlığında Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. Onun ölümü için "Mate reisü'l-bahr-Denizin reisi öldü" denildi.
Barbaros Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış, onun okulunda yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç, varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.
Barbaros Hayreddin Paşa, alim ve cesur bir komutandı. İri yapılı ve kumral tenliydi. Saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçtiğinden; Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilirdi. Çinili Hamam kendisine aittir. Oğulları Mehmed Paşa, Hasan Paşa ve Vali Paşa'dır.
oyunlar