Tarih

Hac « Dinler Tarihi

Eski Yunanlılar yazgılarını öğrenmek için Apollon kâhinine başvurmak üzere Delfi'ye (Delphoi veya Delphi) veya Asklepios'tan şifa dilemek üzere Epidauros'a giderlerdi. Yahudiler yılda bir defa Kudüs'e, Müslümanlar ise Kabe'yi ziyaret ve tavaf etmek üzere yaşadıkları süre içinde en az bir defa Mekke'ye gitmek zorundadırlar.

İslâm'da Hac

Müslümanlıkta hac, dinin beş şartından biridir ve yalnız yılın belli zamanında Kabe'ye yapılan ziyarete denir. Diğer kutsal yerlerin ziyaret edilmesine hac denmez.

Hac günü Kurban Bayramı'na rastlayan 10 zilhiccedir. Bu töre Araplarda İslâm'dan önce de vardı. Osmanlı devrinde hacca çok önem verilir, padişah her yıl Kabe'ye yeni bir örtü gönderir, bunun için yapılan törene «sürre alayı» denirdi. Müslümanlıkta hac, sadece hali vakti ve sağlığı yerinde olanlar için zorunludur. Hacca gidip gelmiş olanlara hacı denir.

Hıristiyan Hacılar

Hıristiyanlık zamanla haccı genişletmiş, Kudüs'ten başka birtakım kiliseleri ve kutsal yerlerin ziyaret edilmesini de hac saymıştır. Ortaçağ'da bazı Hıristiyan azizlerinin gömülü bulunduğu kilise ve manastırlar bunlar arasındadır. Örneğin Fransa'da Lourdes ve Chartres kentlerindeki kutsal yerleri her yıl milyonlarca hacı ziyaret eder. Türkiye'de Efes (İzmir) yakınındaki Meryemana Evi de Hıristiyanlar için önemli bir hac yeridir.



(Solda) Mekke'de dua eden bir Müslüman. İslâm'da hac ziyareti, ayrıntıları belirlenmiş bir program uyarınca yerine getirilir.

(Sağda) Ürdün Irmağı'nda yıkanan Hıristiyan hacılar. Ortaçağ'da Filistin'e pek çok Hıristiyan hacı giderdi.

Orhan Bey « Osmanlı Tarihi

2. Osmanlı Padişahı olan Orhan Bey, Osman Bey ile Mal Hatun'un oğullarıdır. 1326 ile 1360 yılları arasında hüküm sürmüş, 1360'da vefat etmiştir.

Sultan Osman Gazi'nin oğlu olup, dedesi Ertuğrul Gazi'nin vefat ettiği 1281 senesinde Söğüt'te doğdu. Küçük yaştan itibaren tam bir disiplin ile geleceğin beyi olacak şekilde yetiştirildi. Şeyh Edebali ve Dursun Fakih gibi alimlerden ilim öğrendi. Kumandanlık ve devlet idaresi konularında bilgi ve tecrübe kazandı. Babasının yaşlılığı dolayısıyla 1324'ten itibaren devlet idaresinin başına geçti. Osman Gazi, onu Bursa'nın fethiyle görevlendirdi.

Orhan Bey'in 1326'da Bursa'yı fethi sırasında, Osman Gazi vefat etti. Babasının naaşını Bursa'da Gümüşlü Kümbet'e naklettikten sonra Osmanlı Devleti'nin ikinci sultanı olarak tahta geçti ve devlet merkezini Yenişehir'den Bursa'ya nakletti.

Bundan sonra fetihlerine hız veren Orhan Gazi, 1329'da Bizans Kuvvetlerini Pelakanon'da ağır bir yenilgiye uğrattıktan sonra 1330'da İznik'i aldı. Devletin geçici merkezi haline getirilen İznik, İslami eserlerle süslendi. Orhan Gazi, İznik'in en büyük kilisesini camiye çevirerek burada Cuma namazı kıldı.

Fetih hareketlerine devam eden Orhan Gazi, 1331'de Taraklı, Mudurnu ve Göynük Kasabalarını, 1333'de Gemlik, 1336'da Kirmastı, Mihaliç ve Ulubat Kasabalarını aldı. 1337'de İzmit'in fethi ile Kocaeli Yarımadası'nın tamamı Osmanlıların eline geçti.

1353'te Bizans'taki iç karışıklıklardan faydalanan Orhan Gazi, Gelibolu'da Çimbe Kalesi'ne sahip oldu. Bu, Osmanlıların Rumeli'ye geçerek bölgeyi tanımaları ve gelecekteki fetihleri bakımından önemli rol oynadı. Nitekim oğlu Süleyman Paşa'yı Rumeli'deki kuvvetlerin başına tayin eden Orhan Gazi, Bolayır'dan Tekirdağ'a kadar olan bölgeyi fethettirdi.

Diğer taraftan Anadolu'da da birliği sağlama çalışmalarına hız veren Orhan Gazi; Karesioğullarından 1345'te Balıkesir'i, 1350'de ise Bergama ve Edremit'i, Eretna Beyliği'nden de 1354'te Ankara'yı aldı.

Orhan Gazi, büyük oğlu Süleyman Paşa'nın 1359'da bir av sırasında attan düşerek ölmesi üzerine üzüntüsünden hastalandı ve 1360 yılında vefat etti. Bursa'daki Gümüşlü Kümbet'e defnedildi. Yerine oğlu I. Murat geçti.

Orhan Gazi, son derece merhametliydi. Kolay kızmaz, kızınca da belli etmezdi. Askerlerini kendisinden fazla korurdu. Çok adildi. "Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa geciken adalet zulümdür." derdi. Orhan Gazi'nin İslam Ahlakı'na hayran olup, adaletine gıpta eden Hıristiyanlar, kendi soyundan ve dininden hanedanların yerine, Osmanlı İdaresi'ni tercih ederlerdi.

Orhan Gazi devrinde fethedilen beldeler ilmi, mimari ve sosyal tesislerle süslendi. İznik fethedilince, manastırını medreseye çevirterek ilk Osmanlı Medresesi'ni kurdu. Yine İznik'te yaptırdığı imaretin açılışında kendi eliyle fakirlere ve gazilere aş dağıttı. Ahalisinden Müslüman ve Gayr-i Müslüman hiç kimsenin aç kalmamasına gayret etti.

Oğlu Murat Gazi'ye "Oğul! Cennet mekan babam Osman Gazi Han, bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah'ın izniyle beyliği sultanlığa çevirdik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın! Osmanlı'ya iki kıta üzerine hükmetmek yetmez. Zira İ'la-yı kelimetullah (Allahü tealanın ismi şerifini yüceltmek, İslamiyet'i yaymak) azmi iki kıtaya sığmayacak yüce bir azimdir." diyerek son vasiyetini yapmıştır.

Buda « Dinler Tarihi

Tanrısız bir dinin, Budizm'in kurucusu (M.Ö. 560'a doğru).

Kral Suddhodana ile kraliçe Maya'nın oğlu, sonradan Buda (yani «Tanrı'dan esin almış») adını alacak olan bu bilge, M.Ö. VI. yy.'da Hindistan'ın kuzeyinde doğdu. Mutlu bir gençlik dönemi geçirdi ama bir gün, insanların çektiği acıları seyretmek, onun yaşamını altüst edecekti. 29 yaşında, bir incir ağacının altına oturmuş düşünürken, «ilham» geliverdi: her türlü ıstırabın kaynağı, başkalarının olan şeylere göz dikmekti. Ve sağduyunun yolu, en yüce mutluluk hali olan nirvana'ya ulaşmaktı. Bunun için her türlü isteğin kesinlikle yok edilmesi gerekiyordu.

Ganj kıyılarının kutsal kenti Benares ve dolaylarında, Buda, tam dört yıl vaazlar verdi. Vaazlarında dile getirdiği ilkeler ölümünden sonra Asya'ya yayılmağa başladı.

Günümüzde Hinduluk, Budizm'in (Budacılık) yerini almıştır; ancak, 1949'da komünizmin yerleşmesine kadar Çin'de derin etki gösterdikten sonra, gene de, Güneydoğu Asya'nın, Moğolistan'ın, Kore ve Japonya'nın esas dinlerinden biridir. 500 milyon mensubu vardır, bunlara örnek kişiler, bonzlar yön verir ve bu bonzlar, din eğitimi yaptıkları gibi, bazı ülkelerde (bu arada Vietnam'da), siyasal yaşamı da derinden etkiler.

Acaba, Budacılık gerçekten bir din midir? Batılıların genellikle olumlu cevap verdikleri bu soru, her zaman rahatça sorulabilir. Bununla birlikte, bonz topluluğu gerçek bir din adamları sınıfı oluşturmaz ve budistler, Hıristiyanlığa veya Müslümanlığa benzetilebilecek bir inanç sahibi olmağa yanaşmazlar. Onlara göre Budacılık, bir tanrı olmayan ve insan sağduyusunun örneği olan Buda'nın koyduğu temel kurallara uyarak, bir tür yaşam tarzına yönelmekten başka bir şey değildir.

Çağımızda, Buda ve Budacılık üstüne yapılan incelemelerde büyük bir gelişme oldu. Buda dinine ait kuralların yorumunu ve tarihini konu alan bu yeni bilim dalına Budabilim denir.



Bir Tibet manastırında bulunmuş olan yukarıdaki resimde Buda, kutsal haberciye kulak verdiği sırada gösterilmiştir.

oyunlar