Topal Osman « Türkiye Tarihi
1883-1923 yılları arası yaşamış asker. Topal Osman Ağa olarak da anılır. Balkan Savaşı’nda gönüllü olarak savaştı ve sakatlandı. I. Dünya Savaşı’nda topladığı gönüllülerle Kafkas Cephesi’nde savaşa katıldı. Erzurum Kongresi’ni izleyen dönemde Mustafa Kemal’i desteklemek amacıyla Giresun’da büyük bir silahlı güç oluşturdu ve bütün bölgeyi denetimi altına aldı. 47. Alay ile Sakarya Savaşı’na katıldı.
27 Mart 1923’te, Çankaya Muhafız Komutanı iken, Mustafa Kemal’e muhalifliğiyle tanınan Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’i öldürdü. Millet Meclisi’nde büyük tepkilere yol açan olay üzerine evinde yakalandı, ancak giriştiği silahlı çatışma sonucunda ölü olarak ele geçti. Bazı kaynaklara göre Topal Osman Ağa, Ocak 1921’de Mustafa Suphi ve 13 arkadaşının öldürülmesi olayına da karışmıştır.
Saltanatın Kaldırılması « Türkiye Tarihi
Mudanya Mütarekesi'nden sonra, Lozan Barış Konferansı için hazırlıklar başlayınca, Osmanlı Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti yanında konferansa katılmak arzusunda olduğunu bildirdi. İtilaf Devletleri'nin, hala İstanbul'da bir hükümet tanımak ve onu da Türkiye ile birlikte konferansa çağırmak istemeleri ve bu hükümetin de, delegeleri beraberce seçmek için Büyük Millet Meclisi'ne başvurması, Mustafa Kemal Paşa'yı harekete geçirdi.
Sadrazamı Tevfik Paşa'nın barış konferansında görüş ve sözbirliği, Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na çektiği telgraf, Mecliste tepkiyle karşılandı. Gerek Mustafa Kemal Paşa'nın, 24 Nisan 1920 tarihli önergesinde ve gerekse 20 Ocak 1921 tarihli Anayasada egemenliğin millette olduğu ilan edilmişti.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve pek çok milletvekilinin ortak teklifi 30 Ekim 1922 günü TBMM'de görüşülmeye başlandı. Önergede Saltanatın kaldırıldığı belirtiliyordu. Saltanatla birleşmiş olan "halifelik" ise ondan ayrılacaktı. Ateşli görüşmeler sırasında şu düşüncelerin Meclis Genel Kuruluna hakim olduğu görüldü: Saltanat, Halifelikten ayrılsın ve kaldırılsın. Halifeyi biz seçelim; Saltanat ve Halifelik birbirinden ayrılamaz. Bu nedenle, eğer Saltanat kaldırılırsa Halifelik de kalkmış olur ki, böyle bir durum düşünülemez.
Görülen şuydu: Başta Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ve Refet (Bele) Paşa gibi, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yakın arkadaşlarının bulunduğu bir grup, Halifeliğin Saltanattan ayrılamayacağını ileri sürüyorlardı. Saltanatın kaldırılması hakkında kanun tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyonunda görüşülürken, hilafetle saltanatın ayrılamayacağı düşüncesi ileri sürüldü. İlk grubun içinde bulunanlar ise böyle bir ayrımın mümkün olduğunu belirtiyorlardı.
Mustafa Kemal Paşa söz alarak, tarihsel ve bilimsel açıklamalarda bulunarak, yüksek sesle şunları söyledi: "Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı (zorla el koymuşlardı). Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor.
Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır. Burada içtima edenler (toplananlar) Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."
Mustafa Kemal Paşa'nın bu çok önemli ve tarihi konuşması sonunda, Karma Komisyon'da, görüşülen teklif hemen kabul edilmiş ve ivedilikle Genel Kurulda görüşülerek, 1 Kasım 1922'de 308 Numaralı karar olarak benimsenmiştir. Yeni Türkiye'nin yeni temellerinin de bir ifadesi olan bu karar ile, hilafet ve saltanat birbirinden ayrılmış, saltanat kaldırılmıştır. Ertesi gün, TBMM, Osmanlı veliahdı Abdülmecid Efendi'yi halife seçmiştir.
Böylece, çok önemli bir gelişme sağlanmıştır. TBMM'nin Saltanatı kaldırma kararı, İstanbul Hükümeti tarafından da benimsenmiştir. Hükümet istifa etmiştir. Devir ve teslim işlerine derhal başlanmıştır. Bu tutum, Saltanatın kaldırılmasının beklendiğini de gösterir. Saltanatın kaldırılma kararı üzerine, 17 Kasım 1922'de Sultan Vahdettin, İngiltere himayesine sığınarak Malaya zırhlısı ile yurdu terketmiş ve Malta'ya gitmiştir. Oysa Osmanlı tarihinde hiçbir padişahın düşmana sığınmak gibi bir tutum içine girdiği görülmemiştir.
Kosova Savaşları « Osmanlı Tarihi
Türklerin Balkanlar'da egemenlik kurmasını sağlayan ve 59 yıl arayla aynı yerde, dede-torun aynı adı taşıyan iki padişahın yönetiminde yapılan iki büyük savaş.
Birinci Kosova Savaşı (1389)
Murat Hüdavendigâr'ın Anadolu'da bulunmasından yararlanan bir Sırp ordusu Balkanlar'daki küçük Osmanlı ordusunu bozmuş, bu durum Avrupalıları yüreklendirmişti. Bunun üzerine Avrupalılar bir Haçlı Seferi düzenlemeğe karar verdiler. Amaçları Türkleri Balkanlar'dan atmaktı. Başta Macaristan ve Lehistan olmak üzere Bosna, Sırbistan, Eflak-Boğdan, Bulgar, Hırvat ve Hersek krallık, prenslik ve dukalıkları biraraya geldi. Anadolu'daki Karamanoğlu Beyliği de bunları destekliyordu. Venedik de onlardan yanaydı.
Sultan Murat I, oğullan Bayezit ve Yakup'u da yanına alarak Rumeli'ye geçti. Sırbistan ile Arnavutluk arasındaki Kosova Ovası'nda iki ordu karşılaştı. Haçlılar sayı üstünlüğüne güvenerek hemen saldırıya geçtiler. Sekiz saat süren şiddetli bir çarpışma sonunda düşman ordusu yenilgiye uğradı. Ölüler arasında Sırbistan kralı Lazar da bulunuyordu. Ne var ki, bu savaşın sonunda Sultan Murat da, yanına hile ile sokulan bir Sırp soylusu tarafından vurularak öldürüldü.
İkinci Kosova Savaşı (1448)
Balkan devletleri altıncı kez Osmanlılara karşı bir Haçlı Seferi düzenlediler. İki ordu gene Kosova Ovası'nda karşı karşıya geldi. Osmanlı ordusunun başında Sultan Murat II ve yanında oğlu şehzade Mehmet (Fatih) bulunuyordu. Meydan savaşı üç gün-üç gece sürdü. Türk ordusundaki topçu gücü savaşın sonucunu etkiledi ve sonunda düşman ordusu savaş meydanını terk etti. Bundan sonra düşman yüzyıllar boyunca bir daha Tuna'dan bu yana geçemedi.
oyunlar